• Anasayfa
  • Yaşam
  • Aslında Olmadığı Biri Gibi Davranmak: Aşil Sendromu Nedir?

Bazı İnsanların Sırf Başkaları Beğensin Diye Olmadıkları Biri Gibi Davranmalarının Yarattığı Sahte Kimlik: Aşil Sendromu

6
1
0
0
0
Aşil Sendromu, kişinin kendisiyle ilgili düşünceleriyle diğerlerinin kendisi hakkındaki düşünceleri arasında bir uçurum olmasını ifade ediyor. Peki bu sendrom tam olarak nedir?

Aşil Sendromu, kişinin aslında başkalarının onu gördüğü gibi olmamasını ifade ediyor. Yani başkasının gözünde çok başarılı olan birisi, kendini iç dünyasında öyle görmeyebiliyor.

Aslında bu durumu yaşayan kişi, kendisini yetersiz hissetmesine rağmen başkalarının kendisinden beklediği performansı göstermeye çalışabiliyor. Bu durumda ortaya esasen sahte bir kimlik çıkıyor. O zaman gelin, konunun detaylarına geçelim. 

Bu sendrom, rekabete dayalı yaşamın yarattığı bir durum.

Rekabet

Bir toplumda çocuk yetiştirme tarzı, kişiyi ötekilerle kıyaslama ve onlardan başarılı olmasını bekleme gibi kriterlere dayalı olduğunda kişi, sevilmenin yolunun bir koşula bağlı olduğunu öğrenerek büyüyor. Bu da bu sendromun ana kaynağı oluyor diyebiliriz. İnsanlar, küçük yaştan itibaren mükemmel olmaya programlı yetiştirildikleri için her zaman, her konuda birinci olmaya odaklanıyor. Böylece kendi istekleri ve dış dünyanın talepleri çatışabiliyor. 

Misal küçük bir çocuk, öğretmeninden, ''her zaman çalışıp çabalamalısın'', ''bak arkadaşın seni geçti'' gibi söylemler duyuyorsa bu durum, çocukta gizli başarısızlık korkusunu oluşturabiliyor. Hal böyle olduğunda birey, ne kadar çabalasa da başarısız olacağını düşünebiliyor, Çünkü kişi, başarıyı bir kez elde ettiğinde başarıya sonsuza kadar sahip olamayacağını, onun sürekli kazanması için yenilenen bir amaca dönüştüğünü anlayabiliyor. 

Kişiler, toplumda yüksek başarı kriteri olarak görülen ölçütlere ayak uyduramayacağını düşündükçe kaygılanabiliyor.

Aşil Sendromu

Bir de bu durumun olumsuz yanı şu: Diğer insanlar, o bireyin sandıkları gibi olmadığını anlarsa bu onun dışarıya çizdiği imajın sarsılması ve diğerlerinin gözünde itibar kaybetmesi demektir. Psikolog, aynı zamanda bu sendroma dair bilgilerin olduğu ''The Achilles Syndrome: Overcoming the Secret Fear of Failure'' kitabının yazarı Petruska Clarkson meseleyi şöyle açıklıyor: İnsanların, birisini dışarıdan ne derece yeterli bulduğu, o kişinin kendini ne kadar yeterli bulduğuyla çatıştığında, o insan ötekilerin gözünde sahtekar konumuna düşebiliyor. 

Ayrıca bu kişilere bir görev verildiğinde, onu mükemmel yapamayacaklarını düşünüp panikleyebiliyorlar. Bu durumu yaşayanlar, bir işi tamamlamaya çalışırken diğer insanlara göre daha fazla zorlanıyor ve bitap düşebiliyor. Bu sorundan muzdarip olanlar, bir işi bitirdikten sonra mutlu olacakları yerde sanki bir yükten kurtulmuş gibi rahatlıyor. Bu da aslında yaptıkları işlerin çoğunu, mecburi olarak yapılması gereken bir görev gibi gördüklerini ifade ediyor.

Depresyon

Psikoloğa göre bu kişiler, elde ettikleri başarıları bir sonraki aşamaya taşımakta da zorlanıyor. Misal statü atlayamıyorlar gibi düşünebilirsiniz. Hatta ortada hiçbir sebep yokken, diğerleri tarafından utandırılacaklarını ve aşağılanacaklarını dahi düşünebiliyorlar. Aslında bunu yaşayanlar, içlerindeki zayıflıklarını ve kararsız bir kişi olduklarını hep başkalarına anlatma özlemi içinde oluyor.

İnsanların seni başka biri gibi görmesi

Bu hislerine ortak olacak insanların hasretini çekiyorlar da diyebiliriz. Ancak bundan başkalarına bahsederlerse dışlanacaklarını ve küçük görüleceklerini bildikleri için kimseye anlatmıyorlar. Esasen bu durum, kişinin sürekli öfkeli ve huzursuz hissetmesine neden olduğu gibi yalnızlaşmasına da yol açabiliyor. 

Aslında bu durumu yaşayanlarda özel olma kompleksi bulunuyor.

Narsisizm

İşte bu yüzden birey, içindeki kırılgan çocuğu kimselere göstermiyor çünkü herkesleşeceğini, sıradanlaşacağını düşünüyor. Clarkson'a göre, bu sorunu deneyimleyenler, herkesten üstün olma arayışına girerek diğerlerinden saygı görmeyi bekliyor. Bu da kırılgan bir ruhun üzerine inşa edilen sözde bir yeterliliği ortaya çıkarıyor. Yani kişide belki de hiç olmayan beceriler, bu sayede varmış gibi anlaşılabiliyor. Hatta bazen o insan, diğerlerinin gözlerindeki saygınlığını kaybetmemek için büyük sorumluluklar almaktan kaçınabiliyor.

Bu da psikoloğa göre, kişinin, risk alıp zarar görmek istememesi ile ilgili. Yani aslında o bireyin içindeki büyüklenmeci tavır, risk almasını engelliyor diyebiliriz. Çünkü o aynı zamanda, ötekilerin gözünde zeki, güzel, başarılı, önemli ve dikkate değer biri olarak görülmemekten aşırı derecede korkan biri.

Hatta topluluk önünde konuşmaktan çekinmek; söylenilenlerin, diğerleri tarafından beğenilmeyeceği endişesinden kaynaklandığı için bu sendroma bir örnektir.

Başarı

Psikoloğa göre; insanlar, topluluk önünde konuşmaktan utanıyor çünkü herkes, oradaki en iyi konuşan kişi olmayı arzuluyor. Keza konuştuklarında, bu gerçekleşmezse kişiler için büyük bir psikolojik yıkım meydana gelebiliyor. O nedenle çoğu kişi, söylediklerinin beğenilmemesi riskini göze alıp konuşmaya cesaret edemiyor. Bu alanda çalışmaları olan diğer psikologlara göre ise bunlar, narsisistik (en basit ifadeyle kişinin kendine duyduğu hayranlık veya aşırı kendine yönelmiş bir benlik) bir çabanın ürünleri.

Şöyle ki kişi, kendisini ve insanların kendisiyle ilgili düşüncelerini kontrol etmek istiyor ancak tam olarak edemiyor. Bu nedenle iç dünyasında, bu durumun yarattığı depresif duyguları deneyimlerken, bir yandan diğerlerinden üstün olmak için yine çaba sarf etmeye devam ediyor. Burada, kişinin kendi sınırlarını bilmeden her işe koşması ve bunlardan başarı beklemesi gibi problemli bir durum ortaya çıkıyor. Esasen kişiler, sıradan olmamak için uğraş verirken psikolojik açıdan kendilerini yıpratıyor.

Her İşi Yapmak

Fakat başarı kültürüyle büyüyen herkesin bunu yaptığını düşündüğünüzde, hepsinin sıradanlaştığını görebilirsiniz. Ayrıca Aşil Sendromu olan kişilerin gözleri, bazen o kadar yüksekte olabilir ki bundan ötürü yapabilecekleri basit işleri bile kaçırabilirler. Sonuç olarak bazen sınırlarımızın üzerindeki her şeyi bilmeye veya yapmaya çalışmak değil, kendi sınırlarımıza ve kapasitemize uygun meselelere yönelmek psikolojimize iyi gelebiliyor.

Ayrıca kişiler, kapasitelerinin ne olduğunu insanlardan saklamaya çalışmak yerine, olanı olduğu gibi gösterdiklerinde, kendilerini ''yapabilecek miyim?'', ''başarılı olacak mıyım?'' gibi gereksiz endişelerden kurtarabiliyor. 

6
1
0
0
0
Emoji İle Tepki Ver
6
1
0
0
0