134
85
3
2
1
İstanbul Taksiciler Birliği Başkanı İrfan Öztürk, Gazete Damga ile gerçekleştirdiği röportaj sırasında 'UBER kullanan vatan hainidir' diyerek yine dikkatlerine üzerine çekti.

Daha önce gerçekleştirdiği açıklamalar ile dikkatleri defalarca üzerinde toplamış olan İstanbul Taksiciler Birliği Başkanı İrfan Öztürk, taksicilerin sorunları ve bu sorunların çözümleri hakkında gerçekleştirdiği açıklamada sarf ettiği ‘’UBER San Francisco'da doğmuş bugün benim askerime silah sıkan Afrin'de askeri şehit eden hainlerin ürediği yerdir. UBER'e binen de kullanan da vatan hainidir.’’ sözleriyle yine eleştiri oklarını üzerine çekti.

Daha önceki açıklamalarında da Uber'in dünyadaki yayılma stratejisinin tümüyle taksicilerle kavgaya girerek reklam yapmak üzerine kurulu olduğunu ve Uber-taksi kavgasının başlamasının ardından Uber’in kullanıcı sayısını 7 binden 24 bine çıkararak bunu kanıtladığını söyleyen Öztürk, Uber ile adil bir rekabet için plaka kiralarında indirim yapılması gerektiğini, aksi takdirde taksiciliğin biteceğini söylemişti.

İrfan Öztürk ile bir araya gelen Gazete Damga, taksicilerin sorunlarını ve bu sorunların çözümlerini birinci ağızdan öğrenmek için özel bir röportaj gerçekleştirdi:

Öncelikle sizi tanıyalım. İrfan Öztürk kimdir?

Nüfusta 1963 Giresun Tirebolu yazıyor ama İstanbul doğumluyum. Lise mezunuyum. Evimiz Tozkoparan'da idi ve Tozkoparan'dan E-5 gözükürdü. Babam da taksiciydi ve biz babamızın taksi ile geldiğini görürdük. Babadan oğla bu mesleği aldım. Anne, babam geliyor derdik. Şimdi önümüzü göremiyoruz. İstanbul gelişti büyüdü ve İstanbul'un en büyük sorunlarından bir tanesi trafik haliyle.

Şoförlere sahip çıkılmıyor mu?

Daha önce sektörümüz kanun nezdinde baktığımızda 507 sayılı kanuna tabi idi. Bu kanun değiştikten sonra şoför arkadaşlarımızı yok saydılar. Daha önce şoför arkadaşlarımız BAĞ-KUR üzerinden meslek odalarına kayıt olabiliyorlardı. 2005 yılında çıkan kanunla bu sistem daha sonra değişti ve şoförleri yok saydı. Şu an şoför arkadaşlarımız doğal olarak bir boşlukta. Kendini temsil edecek herhangi bir mekanizma yok. Sadece dernek ve sendika bazında... Ama sendikalar da o kadar aktif değil yapı itibariyle, sendikalaşma şansımız yok. Çünkü plaka sahiplerinin hepsi bireysel olduğu için sendikalaşamıyor. Plaka sahipleri bireysel olduğundan iş sözleşmesini imzalayacakları bir mekanizması yok. Şoför kardeşlerimiz, emekçi kardeşlerimiz bu sektörün gerçekten koruyucusu ve kollayıcısı olan arkadaşlarımız, şoför arkadaşlarımız çok boşlukta.

Siz neler yapıyorsunuz, kaç üyeniz var?

Biz üye sayısı ile çalışan bir sektör değiliz. Havada uçan sinek, taksi ile alakalı ise bizim alanımızdır. İstanbul'da 1998 yılında sektör üzerine kurulan ilk STK'yız. Ama bizim bir idealimiz vardı. Biz taksici arkadaşlarımızla tanışmak, örgütlenmek ve sektörü hep birlikte yönetmek amacıyla bu oluşumu yaptık. Allah nasip etti 2010 yılında bu sektörün en başına geldik. İdeallerimizi gerçekleştirdik. Üye bazlı değil herkes bizim üyemiz. Bizim zaten 1500-2000'e yakın üyemiz var. Ama biz üye yapmıyoruz. Vakıf gibi düşünün bizi.

Sorunları nasıl çözüyorsunuz?

Taksici arkadaşlarımız ağır meslek icra eden kişiler. Bunlarla ilgili tüm görüşmelerimizi yaptık. Bu kanunlarla ilgili ve sonuç endeksli. Bir şey yapamıyorsunuz. 550 sayılı kanun değişip 562'ye girdikten sonra tüm yetkiler Büyükşehir’e geçti. Büyükşehir olmayan yerlerde çözüm önerileri çok hızlı oluyor. Ama büyükşehirlerde UKOME'ye bağlı olmaktan dolayı sıkıntı yaşıyorsunuz. Çünkü tüm yetki büyükşehirde. İBB'nin yapmış olduğu uygulamalarda eksiklik gördüğümüz zaman biz bunları aktarıyoruz. Herkes şikayetçi olabilir. Ama çözüm üretmek ve önerilen çözümünde akla yatması gerekiyor. Diyelim ki mezarlıklar müdürlüğünden bir adam alıp da ulaşımın başına koyarsan buradan sana çözüm gelmez. İstanbul'da sistem bu. Şu an İstanbul'da taksi sektöründen pişip de yönetici seviyesine gelmiş İBB'de bir Allah'ın kulu göremezsiniz. Yıllardır bunu söyledik. İktidar partisinde yönetici iken de herhangi bir ücret almayalım dedim. Ama bilgi verelim. Bilgi aktaralım insanlara, projemizi sunalım. Mezarlıklar Müdürlüğü'nden birisi gidiyor bu sefer kütüphaneden birisi geliyor. O gidiyor gıda mühendisliğinden birisi geliyor sektörün içerisine. Sıkıntı İBB'de, sektörün temsilcisinin olmamasından kaynaklanıyor. Sadece bürokratlardan atama ile birlikte birisi geliyor. O kişi çıkıyor cama, camdan İstanbul'u seyrederken bir tane taksicinin hata yaptığını görüyor hemen sistemi değiştirmeye çalışıyor.

Siz muhatap bulabiliyor musunuz?

Muhatap var ama çözüm endeksli muhatap lazım. Örneğin İ-Taksi Projesi var. Biz bunu sekiz sene önce söyledik. Dedik ki bunu biz yapalım. Sistemimizi yapalım. Hatta ve hatta Ali Müfit Gürtuna sayın başkan bize bu teknolojiyi armağan etti. Benzer bir sistemi hediye etti kendisi. Ondan sonra gelen yönetimlere yapalım dedik; 'Ben yapacağım' dedi. Yapın dedik bekliyorlar. Bürokrasinin bu ağır işlemesinden dolayı su yolunu bulacaktı. Bir eksik vardı.

Bir sıkıntınız da korsan taksiler…

Örneğin biz şu an bir taksi durağındayız. İstanbul'un en büyük ilçelerinden biri olan Arnavutköy'de bir tane taksi durağı yok. İstanbul'da en büyük sorun taksi durağı kurmakta yaşanıyor. Bu ülkede halk cumhurbaşkanını seçer göreve başlar. Bu taksi durağı örneğin başvurusu yapılalı iki yıl olmuştur. Halen UKOME kararı yoktur. İki yıl neyi bekliyor bu insanlar, Büyükşehir’in onayını bekliyor. Neden yer verilmiyor? Hata burada... Resmi taksi durağı kurmaya izin vermezsen birileri o boşluğu doldurur. Mahalle arasında adam çeker otomobilini bir sokağın başına, kahvenin önüne orada korsan taksicilik yapar. Buna mahal veren gene yönetimdir. Taksici sektöründen olmayan yönetimdir. İki sene bir taksi durağı izni niye bekler. Yasalara göre bir ruhsat başvurusu en fazla bir ay içerisinde sonuçlanır. Eğer bir ay içerisinde olumsuz değilse olumlu anlamına gelir. İstanbul'un her yerinde bunu görebilirsiniz.

Ayrıyeten İstanbul'un en büyük sorunu trafik…

Trafik olmasının suçu taksicinin suçu değil. İstanbul'da hususi arabası ile trafikte kalan bir vatandaş isyan eder konuma geliyor. Peki benim bu taksici arkadaşım ne yapsın? Benim yolcuyu alacak iki şeritli bir yolda üçüncü şeridim var mı? Yok. Yolcuyu alıyorsun küfür işitiyorsun, indiriyorsun müşteriyi kornaya basıyorlar. Müsebbibi kim, bu alanları açmayan yerel yönetimlerdir. Şimdi buradan bir yolcuyu aldık, normal şartlarda gecenin saat 10'unda ben bir yolcuyu Avcılar'dan alsam Havalimanı'ndan durağa gelmem 25-40 dakika. Gündüz bu 2 saat. Yolcunun taksi bulamamamasının müsebbibi kim?: Yerel yönetimler... Şimdi bu kadar sıkıntının olduğu bir yerde bizim yaşama şansımız engelleniyor. Ben kurala uymakla mükellefim. Ben kurala uyarken benim de hizmet alanımın rahatlaması gerekir.

Diğer bir mesele ise UBER...

UBER bitecek bu net. Bunda bir sıkıntı yok ama diyelim ki siz bir nalbur dükkanı açacaksınız. Bende bir kebap dükkanı açacağım ve yan yanayız. İki dükkan tuttuk nalburu açmak daha kolaydır. UBER denilen bu global hırsızlar büyükşehirden nalbur dükkanı (teşbihte hatam olsun teşbih yapıyorum) açacağım deyip izin alıp kebapçılık yapmaya benzeyen bir sistemdir.

UBER, taksicilerin alanını gasp mı ediyor?

Burada tüm sistem görevini doğru yapıyor. Yanlış olan işleyiş. Sen farklı amaçla izin almışsın ama taksi alanına giriyorsun. Diyelim ki sizin bir oteliniz var ve bir kampanya ile müşteri çekmek zorundasınız. Ne yapıyorsunuz yurt dışına reklam yapıyorsunuz. Transfer oda kahvaltı akşam yemeği tur ile benim fiyatım bu diyorsunuz. Diyelim ki İtalya'dan biri bunu kabul etti. Siz başlıyorsunuz görevinize. Önce transfer ardından gelen yolcu ve hangi güzergâhtan hangi yolcuyu alacağınız belediyeye bildirilmek sureti ile fatura kesmek şartıyla onu havalimanından alıp bu transferi yapabilirsiniz. Bunların aldığı yetki bu. Ama bu sistemle taksicinin yolcusunu alıyor. Hatta ve hatta TÜRSAB'ta bu UBER denilen global hırsızlardan rahatsız. Çünkü vatandaşın bakışı sanki UBER ve yoluymuş gibi, global hırsızlar gibi gözüküyor.

Mevlüt Uysal açıklamaları hakkında neler söylemek istersiniz? Taksicilerin yanında mı Mevlüt Uysal? Yanındayım diye açıklaması vardı…

Ben Mevlüt Uysal'ın samimiyetine inanıyorum. Yapılan ilk açıklama bizi üzdü. İstanbul gibi bir kentin şehri emini bir şey konuşurken öbür tarafı yıkmamak zorunda. Yasalla gayri yasalı bir anda anarken yasal olan sektörü rencide etmemek zorundaydı. Yanlış bir açıklamaydı düzeltti. Biz de mutlu olduk.

TAKSİ A.Ş. adında bir proje TBMM Ulaştırma Komisyonu sözcüsü Mustafa Ilıcalı tarafından açıklandı. Sizce olur mu bu proje?

Şimdi biz sektör olarak dörtte üçü basit usul mükellefi olan esnaf grubuyuz. Vergi statüsü olarak konuşuyorum. Şirket bazlı yaptığımız zaman vergi statüsü çok değişebilir. Esasında İstanbul'daki taksilerin kurtuluşu eğer ki yerel ve kanun koyucular tarafından korunursa sistem güzel. Ama dediğim gibi altını çizmek isterim kanun koyucular bizi kollayacaksa bu sistem güzel bir sistem. Bu sistemin başında kim olacak. 18 bin taksi var diyoruz ama verasetten ve çok ortaklıktan dolayı bir takside bazen 6-7 ortak olan kişiler var. 187 bin taksi var ama 18 bin plaka sahibi yok. Belki 60 bin tane plaka sahibi var. Bir baba rahmetli oluyor. Beş evladı varsa verasetten 5'e bölünüyor plaka.

Peki UBER sürücüleri de biz 5 bin kişiyiz ailelerimizle ortalama 20 bin kişi eder derler mi ? Derlerse tepkiniz ne olur?

Derler elbette. Mesela dört dörtlük giyinip altın kaplama silahım olsa banka oymaya gitsem yakalanınca bana emniyet güçleri, bu çok beyefendi bir soyguncu bunu bırakalım der mi? Eğer derse o sorunun cevabına evet derim. UBER San Francisco'da doğmuş bugün benim askerime silah sıkan Afrin'de askeri şehit eden hainlerin ürediği yerdir. UBER'e binen de kullananda vatan hainidir. Bu firma ABD firması etrafınıza baktığınızda en büyük hainliği yapan ABD. Vatandaş UBER'e biniyor mesela 100 TL olsun. Bu 100 TL dövize çevriliyor. Hollanda'da Deutsche Bank'a gidiyor. Oradan 20 TL'si  kesilip geri geliyor. Bu hainlik değil de nedir. İnsanlar döviz artmasın diye dövizlerini bozdurdu. Bu kampanyalar bu vatan için yapıldı. Ama şimdi UBER denilen global, binen ve kullanan hırsızlar boşuna timsah gözyaşı dökmesinler. Bu söylediklerim ağırsa da kabulümdür. İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü UBER için korsandır açıklaması yapmıştı. Korsan taksi muamelesi yapılması gerektiğini açıklamıştı.

Çağlayan'da mevcut oda başkanı hakkında suç duyurusu yapmamın sebebi neydi?

Kardeşim sen bunu alenen yapma yanlış yapıyorsun. Herkes bu UBER'i sayende duydu... Siz orada taksicilerin topluma yanlış yansıtıldığını da söylediniz... Tabii ki taksici beyefendidir. Taksici dert ortağıdır. O taksi içerisinde neler konuşuluyor.

UBER 3. Havalimanı'na talip mi sizce...

Külliyen yalan. Durakların bir sahibi var para saymış ama kurala uymak sorundu. Durak sahibi UKOME kararına uymak zorunda. Ulaştırma Bakanlığı'nın ve İBB'nin kararlarına uymakla mükellefsiniz. Otogar 25 yıllığına kiralanmıştı. Hangi kurala uyuluyor orada yine Ulaştırma Bakanlığı ve İBB'nin kurallarına uymak zorundasınız. UBER eşittir PKK'dır, DEAŞ'tır resmen teröristtir.

Niye devlet kapatmıyor?

Bu bir teknoloji bu ise bilgi teknolojileri bakıyor. Bilgi teknolojileri üç şeyin dışında sistemi kapatmaz. Bir devlet büyüklerine karşı yapılan hakaretler, iki devlete karşı yapılan hakaretler. Üç cinsel ve uyuşturucu içerikle yayınları gördüğü anda kapatır. Bundan 15 gün önce pek çok sistem kapandı. Mahkeme kararı ile kapattı. Başbakanımızla bunu görüşünce mahkemenin yetkisi var dedi.  Biz mahkemeye dosya açtık. Biz mahkemeye kağıt vermedik oda başkanının yaptığı gibi. Oda başkanının yapmış olduğu kendi açtığı dava değil. Toplum içesinde ve medya içerisinde kötü gösteren başkan Eyüp Aksu kendi açmış olduğu davanın takipçisi olmadı. Birleşik Taksiciler Derneği'nin kurduğu ve benimde daha önce başkanlığını yaptığım derneğin açmış olduğu dava ile şov yaptı. Bu sektörü bir aydan beri ayaklar altına aldırdı. Yazık günah değil mi? Bir başkan demek vizyon sahibi demektir. Dağın arkasındaki tehlikeyi gören insandır. Beklentiyi yüksek tutmayın dedim. Duraklara kağıt dağıtıyorlar mahkemenin erteleneceğini söylüyor. Mahkemeye intikal eden bir konu hakkında yorum yapamayız deniliyor. Mevcut oda başkanı mahkemenin görüldüğü bir yerde mahkeme başkanının, savcıyı, hakimi, basın mensuplarını, hükümeti, meclisi tehditvari konuşma hakkını sana kim veriyor? Bazı savaşlar gizli kazanılır ama bu gelen başkan ortalığı mahvetti.

Peki bundan sonra?

Bundan sonra görev yine başkana düşüyor ama biz o süreci bekledik. Bir televizyon kanalına çıktı. Haber yolladım sektörü kurtar dedik. Ama ne yazık ki kolları havada, artık yumrukları havada taksici devri bitti. Biz beyefendi saygılı insanlarız. İstanbul'da belli plakalar var. Şikayetleri biz bildiriyoruz.

Sektörün kurtulması için bir şans daha var mı?

Akil insanları çağır heyet oluştur. Bir sistem belirleyin sonra taksi sektörünü büyük bir alana davet edin. Sektörüme girmeye çalışan hırsızlara karşı ve ayrıyeten idarecilere karşı taksici birlik içerisinde dedirtebilirsen ve oradan da bir deklarasyonla çıkarsan. Bir gün sonra da her binen yolcumuza bir tane gül hediye ettiğimiz zaman İstanbul halkının bize karşı olan bakışı değişir. Bu da olmazsa bir yolcunun kapısını çalıp gül dağıtalım. Oda başkanı dediğimiz zaman sanki sektörün  tek yetkilisi olarak gözüküyor 23 tane daha oda var.

Neden bir araya gelinemiyor?

Bir araya gelinmeli. Ben o gün oraya çıkmakla sektörü kurtardım.

Sektörde temsiliyet sıkıntısı var mı?

Taksiler bir toplu taşıma aracı  değil. İdareciler bunu anlamıyor. Bizi UKOME'de temsil edilelim. Valilik, belediye başkanlığı, emniyet müdürlüğü, jandarma, oda. 5'i bir araya gelir karar alır uygular. DDY, Sahil Güvenlik, Jandarma Komutanlığı, Emlak Müdürlüğü, Harita Müdürlüğü... Taksi ile alakalı 1 kurum var.

Peki ne yapılmalı?

Tüm tabular yıkılacak. Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü'nde taksi birimi açılacak. Bu taksi biriminde İstanbul Taksiciler Odası'nın vereceği personel çalışacak.

Kaynak : https://www.gazetedamga.com.tr/uber039e-binen-vatan-hainidir-roportaj,17.html
134
85
3
2
1
Emoji İle Tepki Ver
134
85
3
2
1