80
6
2
1
1
YouTube Türkiye’nin ilk sinema kanalı olan Ezgi’nin Kanalı ekibiyle, YouTube’dan Türk dizilerine, sinemanın geleceğinden Marvel ve DC savaşına kadar her şeyi konuştuğumuz, zevkle okuyacağınız bir röportaj gerçekleştirdik. Hoş geldiniz.

Bugün YouTube'da içerik üreten onlarca sinema kanalı var. Türkiye'de ise bu işi başlatanlar Ezgi Zorba ve Anıl Çelikkaya oldu. İki kişilik dev kadrosuyla yayın yapan Ezgi'nin Kanalı, YouTube Türkiye'nin çizgi roman sineması konusunda en uğrak noktalarından birisi haline geldi. Webtekno Röportaj köşemizin konuğu olan bu tatlı ekip, sinemaya dair merak edebileceğinizden de fazla soruya yanıt verdi. Ezgi ve Anıl'ın, sinemaseverlerin fazlasıyla hoşlarına gidecek açıklamaları var. Lafı daha da uzatmadan, röportaja geçelim.


Ezgi ve Anıl, Ant Man & The Wasp filminin ekibiyle birlikte

  • Merhaba Ezgi. Televizyon sunuculuğu yaptığını, daha önceki açıklamalarından biliyoruz. Yine de kısaca kendinden bahsedip, YouTube projene başlama hikayeni anlatır mısın? 

Ezgi: Bilgi Üniversitesi İletişim bölümü mezunuyum. Aslında hedefim, kendi üretimim olan program formatını hayata geçirip, hem yapımcılığını hem de sunuculuğunu üstlenmekti. Ancak işler öyle yürümedi. 

Mezun olup spikerlik ve sunuculuk eğitimimi de tamamladıktan sonra sektöre atıldım. Okurken edindiğim bir iki iş deneyimim vardı, ama sunuculukla ilgisi olmayan deneyimlerdi. TV kariyerimde hayallerimden uzak olan program ve dizilerde bir sürü görevde de çalıştım. Aslında kendimi bu konuda ikna etmiştim, işin mutfağını bilmem gerekiyordu. Kamera önüne geçmeden önce, mesela ışık kullanmayı bilmeden, kapris yapan sunucu olmak derdinde değildim. :) 

()

Ezgi: Özetlemek çok zor ama şöyle bir geçiş oldu: TRT’de program sundum, mükemmel değil mi? İlk sunuculuk deneyimim için bence süperdi! Biraz da değildi, çünkü o benim programım değildi ve çok sıkıcıydı. Bu yüzden 2014 yılının sonuna doğru, Anıl’la birlikte TV kanallarına sunmak için birkaç video çekerek demolar hazırladık. Demo kayıtlarının kurguları çok güzel olmuştu, bu nedenle onları YouTube’a yüklemeye karar verdik. Sevdiğimiz şeylerden bahsetmeye başlayınca, sektördeki kalp kırıklıklarımızı onarıp Youtube Türkiye’nin ilk sinema kanalı olduk.  

Zaten bir Tv kanalı da böyle bir projeyi kabul etmezdi… Biz kanalı açtıktan sonra bir televizyon kanalı formatımızın taklidini yaptı, izlenmeyince kaldırdılar. Böylelikle bu olay asıl bizim için bir “demo” oldu. :) Ben Youtube izleyicisini çok sevdim, sanırım bir kadının süper kahramanlardan bahsetmesini onlar da sevdiler. Çok kısa sürede emeğimizin geri dönüşünü alınca da sadece bu işe devam ettik. 

"İlk olanların işi zor"

  • YouTube Türkiye’nin ilk sinema kanalını sen açtın. Bu girişimin, yayıncılık kariyerinde ne gibi avantajları beraberinde getirdi?  

Ezgi: Evet, bununla gurur duyuyoruz. Öncelikle İlk olmanın avantajı, bu işi severek yaptığımızın bir kanıtı olabilir. Bence ilk olanlar için bu bir süreç ve çok sancılı geçiyor. Türkiye’de sinemaya ilişkin içerikleri izleyecek bir kitle olduğunu net şekilde bilmiyorduk. Bu iş tutar mı? Az bir kitleye mi hitap edeceğiz? Yoksa aslında hiç bilmediğimiz gizli ve yalnız kalan bir kitle mi var? Bilmiyorduk ki... 

O zamanlar bırakın Youtube’u, TV’de bile artık sinema programı diye bir şey yoktu. Kitleyi sabırla ve emekle topluyorsunuz, sonra sinema kanalları açılmaya başlıyor ve sancılı kısmı siz geçirmiş oluyorsunuz. Artık bir araya toplanmış sinema sever bir kitle var, bir kanal açtığınızda işiniz o kadar da zor değil. Aslında bu durum her kanal türü için geçerli. Sizden sonra açılan kanallar için daha basit yollar var artık. 

Çöken hayallerden doğan bir kıvılcım:

  • Şahin: Anıl, senin de ayrı bir projen olduğunu, Ezgi’nin Kanalı’ndaki başarını biliyoruz. Sen de biraz kendinden bahsedip Ezgi ile nasıl ortak bir yolculuğa başladığınızı anlatır mısın?  

Anıl: Ezgi ile bu yola birlikte atılmamıza, farklı hayallerimizin aynı anda sona ermesi neden oldu. Ben ilkokuldan bu yana çizgi film yapımcılığı adına hayal kurarak yazıyorum, çiziyorum, eğitim alıyorum ve çalışıyorum. En son Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim bölümünde okurken, evde kısa filmler çekmeye başlamıştım. Youtube’un ve kişisel yayıncılığın eğlenceli yanını o zamanlarda fark ettim. 

Ezgi ile yeni tanışıyorduk. 2012 yılında, kimsenin izlemediği bir kanalımız vardı. Daha ben Youtube’dan para kazanıldığını bile bilmiyordum, ama eğleniyorduk. Ezgi ile çok yakın tarihlerde sektördeki işlerimizden uzaklaşmıştık. Bir iş bunalımı yaşıyor gibi olduk, ancak köşeye çekilmek yerine elimizdeki en dandik malzemelerle 4 video hazırladık ve videoları ardı ardına yayınladık. Binlerce izlenmeye ulaşmak inanılmaz bir histi, o his hiçbir zaman azalmadı.

Anıl: Hayatım çizgi filmler, çizgi romanlar, teoriler ve oyuncaklarla dolu. Bu konular, sosyal yaşamınızda çok da konuşabileceğiniz konular değil. Youtube sayesinde, aynı şeylere aynı heyecanı duyan birilerine, Türkiye’nin öbür ucunda olsalar da ulaşabiliyorsunuz.  

İlk demo videolarımız Spider-Man, Toy Story (Oyuncak Hikayesi) ve Harry Potter üzerineydi. O dönemlerde bunları konuşmayı kendine meslek edinen kimse yoktu. Biz yine hala bu çizgide ilerliyoruz :) Ben her videoda kamera arkasındayım, metin yazıyorum ve videonun kurgusuna detaylar ekliyorum. Bir de kendi çizim kanalım var. Orada da çizerin yüzünün göründüğü, geyik yaparak çizimler yaptığı bir video ile yola koyulduk. Ezgi ile işin her noktasında birlikteyiz ve önümüzdeki tüm işlerde de bu sürecek.

  • Ezgi’nin Kanalı işe hangi ekipmanlarla başladı, bugün hangi durumda?

()

Ezgi: Bu işin okulunu okuduğum için, Anıl da çok fazla kısa film çektiği için ekipmanları kullanmayı biliyorduk, ancak bir bütçemiz de yoktu. İşsiz kalmayı göze aldık ve Youtuber olmaya karar verdik. İstanbul gibi bir yerde ailenizden ayrı yaşıyorsanız, kimse kusura bakmasın ama her şey zor.  

10 adet 100 Wattlık ampul, bolca ara kablo, yeşil arka plan için (greenbox) kırtasiyelerde satılan yeşil kartonlar ve bir Canon Eos 600D ile yola koyulduk. Şimdi, yeşil stor perdemiz ve yumuşak ışıklarımız var, 1 adet Sony RX video blog kameramız var. Bütün çekimleri de onunla yapıyoruz artık.

  • Şahin: YouTube gelirleri, sponsorluk anlaşmaları gibi bu işe devam etmeni sağlayan unsurlardan memnun musun? Zaman içerisinde YouTube’un politikaları dolayısıyla zorlandığın oldu mu? 

Ezgi: Açıkçası TV sektörünü gördükten sonra memnun değilim diyemem. Her YouTuber arkadaşımı etkilediği gibi, Youtube’daki bazı gelişmeler bizi de çok etkiledi. Önerilerde çıkmama, video yayınladığında abonelerine bildirim gitmemesi gibi gelişmeler herkesi zorladı.  

Bu zaman diliminde herhangi bir kurumsal şirkette çalışsaydım, mevcut gelirimden daha az kazanacağımdan eminim. Mutsuz değilim, çünkü yaptığımız her işte olduğu gibi çok emek vermemiz gerektiğini biliyorum. Emeksiz hiçbir şey olmuyor. 1 ay boyunca her gün video yüklediğimizde, işlerin ne kadar düzeldiğini gözlerimle gördüm. 

  • Şahin: İlerleyen dönemde, diğer ülkelerden de izleyici elde etmek için yabancı dilde içerikler oluşturacak mısınız? 

Ezgi: Çok istiyoruz, planlarımız arasında yabancı bir kanal açma fikrimiz var. Evrensel bir iş yapıyoruz ve daha çok kitleye hitap edeceğimizi biliyoruz. Şimdi bile İngilizce altyazı isteyen çok fazla yabancı var, yorumlarda görüyoruz, yapıyoruz da. Sadece yetişememekten korkuyoruz, çünkü 2 kanalımız var. Biri Ezgi’nin Kanalı, biri Anıl’ın Kaleminden adlı çizim kanalımız. Eğer bir ekip kurar da işimizi hafifletirsek neden olmasın?

“Bence YouTube da TV de bitmeyecek”

  • Şahin: YouTube’un ve internet yayıncılığının geleceğini nasıl görüyorsun? Sence YouTube bir gün bitecek mi?  

Ezgi: Aslında Youtube da TV gibi olmaya çalışıyor. Lisanslı dizileri ve filmleri çıkıyor, bu yüzden reklamcılara çok fazla bel bağlamak gibi hataları var. YouTube mutlaka evrilecektir. Artık kişisel yayıncılar, Youtube gibi bir platformu, isteklerine göre gelişmesini sağlayacak güce sahipler. Bence Youtube bitmeyecek, aksini yıllardır TV için de söylüyoruz ama TV’de bitmeyecek. 

“Türk sinema ve dizi sektörü yerinde sayıyor”

  • Şahin: Türk sinemasının geldiği noktayı, son filmleri ve geleceğini nasıl değerlendiriyorsun? 

Ezgi: Türk sinemasının bir noktaya geldiğini düşünmüyorum, bir noktada sabitlendiğini düşünüyorum. Medya patronlarının fikri yok ama paraları var. Ne yazık ki bu iş böyle yürümüyor.  

Size şöyle özet geçmek istiyorum: Bizim çok iyi senaristlerimiz var, ancak “Bu iş tutmaz, buna biraz dram ekleyin” diyen o patronlar olduğu sürece farklı işler göremeyiz. Eskiden öyle miydi? Hayır, aksine bizi çok güldüren, aile temasınızı da içimize işleyen Türk yapımlarıyla büyüdük. Türk sinema sektörünün de Türk dizilerinden hiçbir farkı yok. Şive komedisinden de ileri gidemiyoruz. İstisnalar tabii ki var, ancak Türk sinema sektörüne genel olarak baktığımızda durum bu.  

Oyuncuların da benzer şikayetleri olduğunu düşünüyorum. Mutlaka tekdüzelikten kurtulmak istiyorlardır. Üç yılda bir iyi bir film gelse bile, artık önyargılı davrandığımız için Türk filmlerine daha az ilgi gösterdiğimizi düşünüyorum. Bu çok üzücü.

()

  • Şahin: Türk dizi sektöründeki eksikler neler, ilerleyen yıllara ilişkin nasıl beklentileriniz var? 

Ezgi: Türk yapımcılar internet dizilerinde daha özgürler. Yine de hala kabuklarımızı kıramıyoruz, cesaretsiziz. Bir Türk yapımında hiç tamamen yeni yüzler gördünüz mü? Hayır, başrolde mutlaka ünü parlayan yıldızlar yer alıyor, çünkü para harcanıyor, çünkü sabırsız yapımcılar var. İnternette de televizyon dizisi mantığıyla iş yapıyorlar, aynı zamanda yeni akımlara da ayak uydurmaya çalışıyorlar. Mesele yine reklama bağlanıyor, dolayısıyla kısıtlı bir özgürlükleri var.  

Televizyon dizilerinde de deneysel bir işe binlerce lira harcayıp risk almak çok zor. Bunun yerine ünlü bir başrole milyonlar vermek daha garanti. Özellikle de bu dizi ve oyuncusu yurtdışında, Orta Doğu pazarında iş yaparsa ne ala! Bu yüzden, televizyon dizilerinin büyük yüzdesi, garanti gördüğü işlerle izleyiciyi ekrana bağlamaya çalışır. Böylece süreyi uzun tutarlar, ki kanal daha çok reklam alsın. Artık Leyla ile Mecnun gibi deneysel bir işin televizyonda olması çok zor. Youtube’a gelmesi de zor, çünkü Youtube da televizyon kanalları ile çalışıyor.

“Sinema salonlarının yok olması imkansız”

()

  • Şahin: Netflix gibi yayıncıların atılımıyla dizi sektörünün yatırım miktarı artıyor, film kalitesinde işler görüyoruz. Yüzüklerin Efendisi gibi projeler geliyor. Peki sizce bu orijinal eserlerin değerini nasıl etkiler, yapılanlar bir hata mı? 

Ezgi: Amaç tüketiciyi bağımlılık yapan ürünlerle beslemek. Ama sofra lezzetli değil. Netflix, orijinal işlerin çıkması ve duyulması için harika bir platform. İspanya’dan, Almanya’dan gelen diziler, bütün dünyada popüler olmaya başladılar. Biz de bu şansı yakalayabiliriz. Bu yeni sektörde alınan kararların ticaret savaşından bir farkı yok. Orijinal yapımların yeniden çekildiği yıllar yaşıyoruz, hiçbir şeyin büyüsü kalmadı artık. Yine de izleyeceğiz ve bunu çok iyi biliyorlar :D

  • Sinemanın bir gün salonlardan uzaklaşıp sadece mobil ekranlarda yaşayacağını düşünenlerden misin? 

Ezgi: Sinemanın salondan uzaklaşması gibi bir şey söz konusu değil. Sinema pastasının en büyük dilimlerini Hollywood filmleri oluşturuyor zaten. Amerika’nın sinema kültürü 100 yıldır oturmuş bir konsepte sahip. Amerikan dedeleri 1940’larda haberleri izlemek, çizgi filmleri takip etmek için sinemaya gidiyorlarken, bugün torunları son teknoloji filmleri son teknoloji sinemalarda izliyorlar.  

Ülkemiz dahil olmak üzere, Avrupa’da da böyle bir kültür oturmamış, o yüzden dijitalin rahatlığı ve ev ortamının konforu bize harika geliyor. Bunun asıl sebebi aslında ekonomi ve beraberinde gelen kültürel eksiklikler. Ülkemizde sinemaya gitmeyen birisi, izlemek istediği filmin DVD’sini ya da Blu-Ray’ini de alamıyor ki... Apple TV’sinde de izleyemiyor. İnsanlar illegal yollarla film izliyorlar. O yüzden sinemanın bu açıdan, kültürel olarak sabitlenemediği kültürlerde biteceğini söyleyebiliriz. Dünyanın kalan kısmı için sinema hala bir sahne şovu.

  • Şahin: Popüler olmayan yapımlar çoğu izleyicinin dikkatini çekmiyorlar. Peki Ezgi, sence bağımsız filmler, sinema için ne kadar önemliler?

Sinemadan daha çok izleyicileri için önemliler. Bağımsız filmler, bazen çok iyi bazen de çok kötü hikayeler çıkarabiliyorlar. Yine de kendi inandıklarının peşinde koştukları için ortaya özgürce işler çıkarıyorlar. Tüm bunlara şans verebilecek izleyicilerin olması lazım. Biz ortalamaya göre sanatla yaşayan bir toplum olmadığımız için, Türkiye’de insanların kişisel hobileri bile çok az düzeydeyken, yerli bağımsız filmlerin “orijinal” olması da güç.  

Bağımsız filmler, düşük bütçeli sıkıcı filmler olmak zorunda değiller; Lost in Translation, Juno, Terminator, Pulp Fiction gibi iz bırakan filmler de kendi bildiklerini anlatan yapımlar. Bir Türk filmi olarak Masumiyet, zor bir film mesela. Biz bugün hala Masumiyet benzeri işler yapmaya çalışıyoruz. Yani, bağımsız olsun veya Hollywood yapımı olsun, öncelikli amaç desteklemeye hazır olan izleyiciyi yakalamak. O zaman bir film zamanla yukarı tırmanabiliyor, birden sinema için önemli hale geliyor.

()

“Çektiğimiz kısa ya da uzun metrajlı filmleri YouTube’da yayınlayabiliriz” 

  • Şahin: Kendi kısa ya da uzun metrajlı filminizi çekmeyi, senaryo hazırlamayı hiç düşündünüz mü?  

Ezgi: Çok düşündük, amatör olarak çok da denedik. Anıl’ın çektiği kısa filmler dışında yazdığı senaryolar da var. Bunlardan birisini 2012’de; 1 ayda gibi sürede, 20 kişilik ekiple, 8 ayrı mekanda uzun metrajlı olarak 2012 yılında çekmiştik. Kulağa profesyonel gelebilir ama son derece amatör bir işti. Hiç yayınlamadık, belki bir gün eski kanalımızda diğer kısa filmlerle birlikte hepsini yayına açarız, kim bilir? Bunun dışında gerçek bir sinema filmi çekmek çok isteriz tabii. Şu an bağımsız film olur gibi duruyor.

“Belki Marvel ve DC’nin bir araya geleceği filmler çekebilirler” 

  • Şahin: Beyaz perdedeki Marvel ve DC savaşının kazanan tarafı sanki biraz belli oldu. Çizgi romanların geleceği, sinema dünyası ile bağlantıları, hakkında neler düşünüyorsunuz?  

Ezgi: Çizgi romanlar, televizyon ve sinemayla hep iç içe oldular. Şu an çizgi roman filmlerinin zirvesine doğru yaklaşıyoruz, bu daha uzun süre de devam edecek. Artık sürekli takip etmemiz gereken üretim aşamasına geçtiler. Bence bunu hep birlikte yapıyor olmak, hepimize sinemanın büyüsünü hatırlattı. 1977 yılında Star Wars’u izleyen ve sürekli bunu konuşan bir aile, geçmişte kalmış gibiydiler. Şimdi kadınlar, erkekler ve çocuklar aynı salonda, aynı heyecanla aynı şeyi takip ediyorlar. Belki bu filmlerin içinde sanat yok ama çok iyi bir alışveriş var. İzleyiciyi önemseyen bir yapım ve yapımcıları seven izleyiciler türedi. Ünlü oyuncular, her filmde hayranlarla ve Youtuber’larla tanışmaya sohbet etmeye başladılar. 

DC’nin de artık rekabetçi değil, uyumlu olması lazım. Hep koltuğundan öfkeyle kalktığı çok belli. Belki ileride çizgi romanlardaki gibi Marvel ve DC’nin bir araya geldiği bir film bile çekebilirler.

  • Klasik final sorusu: Hayatınızda asla unutamadığınız film ve yönetmen adı verebilir misiniz?

Anıl: Benim vazgeçemediğim filmim Space Jam. Animasyonun, yani çizimlere hareket ve hayat vermenin, hayal gücünü ne kadar özgür kılan bir his olduğunu bu filmi izlerken derinden hissetmiştim. O zaman 7 yaşındaydım. Elbette Space Jam’in dünyanın en iyi filmi olmadığını biliyorum, ancak benim hikayemde yeri doldurulamaz bir yapım. Basketbolculuk yapan babamla birlikte izlerken; benim karakterleri saymam, onun da basketbolcuları bana anlatması güzeldi. Çizgi filmlerin sadece çocuklar için olmadığını da o zaman fark etmiştim. Steven Spielberg’ün “Animaniacs” adlı bir çizgi diziyi yönettiğini gördüğümde de bunu net olarak onaylamış oldum :D

Ezgi: Benim “en”lerim yok açıkçası, sürekli değişen favorilerim var. Her şeye rağmen Titanic benim için çok özel. Bol ödülleri yüzünden değil, sinemada izlediğim ilk film oydu, ayrıca sinemaya fazlasıyla hakim olan dedemle birlikte izlemiştik. O kadar uzun olan bir filmden ne kadar büyülendiğimi unutamıyorum. James Cameron’ın bütün filmlerini sabırsızlıkla beklerdim, ancak Titanic’teki hisleri bir daha yaşayamadım tabii. Film tavsiyeleri için kanala gelmek zorundasınız söyleyeyim!:)

Ezgi ve Anıl’a bu samimi cevapları ve açıklamaları için çok teşekkür ediyoruz. Elbette teşekkürün en büyüğü, bu röportajın gerçekleşmesini sağlayan siz takipçilerimize. Ezgi'nin Kanalı'na buradan, Anıl'ın kanalına ise buradan abone olmayı unutmayın :)

Webtekno YouTube Röportajları devam edecek, takipte kalın.

80
6
2
1
1
Emoji İle Tepki Ver
80
6
2
1
1