15
4
0
0
0
2008 yılında ilk kez ortaya çıkan, 2017 yılındaki astronomik yükselişine kadar çoğu insanın haberdar olmadığı Bitcoin, blok zinciri teknolojisinin ilk ürünü müydü? 1995 yılında basılmış bir New York Times sayısında, yani Bitcoin’i görüşümüzden yıllar öncesinde bir blok zinciri yer alıyordu.

Bitcoin’i ilk duyduğunuzda muhtemelen çevrenizdeki herkes bu konu hakkında konuşuyordu. Nasıl yatırım yapılacağını araştıranlar, size sürekli tavsiyede bulunanlar ve gaza getirenler… Bitcoin, o büyük teknolojiyi açıklamak için yeterli değildi. Her şeyin temelinde blok zinciri teknolojisi yatıyordu. 

Blok zinciri teknolojisi bilgilerin sürekli olarak işlenip bir deftere kaydedildiği ve asla silinemediği bir teknoloji. Karşılıklı doğrulama sistemleri sayesinde günümüz bilişim dünyasının en güvenli veri transferini gerçekleştirmeye yarıyor. Kripto paralar ise bu teknolojinin ürünlerinden sadece birisi. Blok zincirinin kullanım alanı her geçen gün artıyor.

Dünyanın ilk blok zinciri ürünü ise bir kripto para olan Bitcoin, 2008 yılında ortaya çıktı. Herkes Bitcoin’i hayata geçiren kişiyi merakla araştırsa da ilk blok zinciri aslında tam olarak Bitcoin değildi. Zaman makinelerinize girip kemerlerinizi takın. 1995 yılına, dünyanın en çok tiraja sahip gazetelerinden ola New York Times’ın basıldığı zamana gidiyoruz. 

Dünyanın ilk blok zinciri nasıl ortaya çıktı?

Bir blok zinciri, sadece bir kullanıcı ağı tarafından şifrelenen güvence altına alınmış veri tabanıdır. Bu veri tabanına yeni bilgiler eklendiğinde, bloklar şeklinde ayrılır. Her bilgi eklendiğinde yeni bir blok oluşur, bu blok da diğer bloklar gibi zincire bağlanır. Her bloğun kendisinden önceki bloğun verilerinden ve kimliğinden yola çıkarak oluşturduğu özgün bir kimlik vardır. Hiçbir bloğun kimliği birbiriyle aynı olamaz. Herhangi bir bloktaki verileri değiştirmek imkansızdır, bunun için yeni bir blok zinciri yaratmak gerekir. 

Günümüzde bu teknoloji kripto paralarla nam salsa da işin içinde dijital bilgi akışı olan her alanda kullanılabilir. Blok zinciri, aslında ilk olarak 1991 yılında kriptografi uzmanı olan Sturart Haber ve Scott Stronetta tarafından icat edildiler. O yıllarda bu teknolojinin kullanım alanları konusunda geniş çaplı iddialar konuşulmuyordu. Haber ve Stronetta’nın amacı, resmi evrakların dijital dünyadaki geçerliliğini korumak için bir damgalama sistemi geliştirmekti. Bu yöntemle belgelerin ne zaman oluşturuldukları, en son ne zaman değiştirildikleri gibi bilgiler de saklanabilecekti. Böylece mülkiyet hakları korunabilecek, evrak karmaşası küresel çapta ortadan kalkacaktı.


Sturart Haber ve Scott Stronetta

Gerçek dünyada bir belgeyi düzenlerken üzerine tarih damgası vurmak, içindekileri korumak adına zarfı kapatmak gerekiyor. Aynı zamanda çok sayıda evrak varsa bunların düzeni için defterlerde kronolojik sıralar yapılıyor. Eğer zarf açılırsa ya da defter kayıtları üzerinde değişiklik yapılmaya çalışılırsa, kağıtlara zarar vermek gerekiyor. Dijital dünya da ise bir belgenin üzerinde oynama yapılmadığını kanıtlamak çok zor. Çünkü arkada kalan yırtılmış bir zarf ve silinmiş bir mürekkep olmuyor. 

Haber ve Stronetta, dijital bir belgeyi tarihlemek için iki problemi çözmek gerektiğini düşündüler. Birincisi, her verinin kendi zaman damgası olmak zorundaydı. Böylece belgenin bir parçasını bile değiştirmek imkansız olacaktı. İkinci sorun ise zaman damgasının kendisini değişmez yapabilmekti. 

Zaman damgası sorununu çözmenin çok aşikar bir yolu vardı. Belge, yukarıda belirtilen her iki kritere de uygun olan “dijital güvenlik kasası” oluşturulmalıydı. Bu yaklaşımın olumsuz yanı ise belgeyi gönderen kişinin gizlilikten taviz vermesi, belgenin transfer sırasında bozulabilmesiydi. İki bilim insanı bu sorunu çözmek adına belgeler için özgün ve benzersiz birer kimlik oluşturan kriptolama algoritması geliştirdiler. Bu fikir, imza sahibini kesin bir şekilde tanımlayacak olan dijital imzaların temelini attı. Ortaya koyulan teknik, belgelerin dijital dünyada güvenliği için, gerçek dünyada noterden onay almaya benziyordu.

Satoshi Nakamoto’nun ilham kaynağı gerçekten de bu muydu?

Haber ve Stronetta’nın 1991 tarihli araştırmada anlatmaya çalıştıkları şey, günümüz blok zincirinin bir prototipiydi. 2008 yılında Satoshi Nakamoto Bitcoin’i meydana getirdiğinde, o güne kadar blok zinciri ile ilgili yazılmış olan sekiz makalenin üçü Haber ve Stronetta’tya aitti. Yani bu iki bilim insanı, hala kimliğini bilmediğimiz Satoshi Nakamoto’ya bilimsel olarak ilham sağlamışlardı. 

Bitcoin’den 14 yıl önce, Haber ve Stronetta, Surety adında kendi zaman damgalarını oluşturan bir hizmet geliştirmişlerdi. Surety’nin ana görevi, dijital belgeler üzerinde kriptografik olarak güvenli “mutlaklık” adındaki şifreleri belirlemekti. Müşteriler dijital belgelerin bir kriptolu versiyonunu oluşturmak için Surety’nin AbsoluteProof adındaki hizmetin kullanırlardı. Bu aşamadan sonra Surety sunucularında belgelere zaman damgası vurulurdu. Bu mühür, müşterinin belgesini benzersiz bir şifreyle yazılımlar içinde güvende tutardı.


2009 tarihli bir New York Times'da verilmiş Surety blok zinciri ilanı

Müşteriler tarafından oluşturulan her bir mühür, Surety’nin “karma zincir” adı verilen bir evrensel veritabanına kaydedilirdi. Bu kayıtlar, şirketin dijital belgelerin güvenliği için bir nevi deposu gibiydi. Kötü niyetli yazılımların değişim yapması imkansızdı. Surety, müşteri mühürlerini -tıpkı kripto paralarda olduğu gibi- halka açık bir deftere kaydetmek yerine, New York Times gazetesine ilan verirdi. Bu ilanlar, 1995’ten beri haftada bir kez yayınlanıyorlar. 

Haber ve Stronetta, on yıldan uzun bir süredir Surety’nin başında değiller, bilimsel araştırmalara devam etmek için şirketi bıraktılar. Şu sıralar diğer blok zinciri projelerinde kriptograf olarak çalışmaya devam ediyorlar. İlginç bir şekilde temellerini attıkları kripto para teknolojisinin nimetlerinden faydalanmış kadar zengin de değiller.

Kaynak : https://motherboard.vice.com/en_us/article/j5nzx4/what-was-the-first-blockchain
15
4
0
0
0
Emoji İle Tepki Ver
15
4
0
0
0