WhatsApp Gruplarında Paylaşılırsa Asla İnanmamanız Gereken Creepypasta Korku Hikayeleri

75
11
3
2
2
Özellikle internetin ilk yıllarında bazı isimsiz kişiler tarafından yazılan onlarca Creepypasta korku hikayesi var. Bunların bazılarını güldük ve unuttuk. Ancak bazıları hala okuyucuların kabuslarının vazgeçilmez korku hikayeleri olmaya devam ediyor. İnternet dünyasında bir dönem fenomen olmuş, bazı Creepypasta korku hikayelerinden bahsettik.

Creepypasta korku hikayeleri tanımı ile ilk kez internetin ilk yıllarında sosyalleşmemizi sağlayan forumlarda tanıştık. O dönem sosyal medya platformları bu kadar yaygın değildi ve kullanıcılar, takma isimlerle girdikleri forum sitelerinde bazı korkutucu hikayeler paylaşıyorlardı. Anlatılan korku hikayeleri sanki kendi başlarına gelmiş ya da bir arkadaşları yaşamış gibi anlatıldığı için oldukça korkutucu oluyordu.

Zaman geçti, artık internette gördüğümüz hiçbir şeye kolay kolay inanmamayı öğrendik. Ancak bazı hatıralar öyle hemen kolayca unutulmuyor. Anlatılan Creepypasta korku hikayeleri bazen bir film ya da kitaba ilham oldu, bazen de bir şehir efsanesine dönüşerek kalplerde bıraktığı korku kırıntılarının sonsuza kadar kalacağını kesinleştirdi. İşte bir dönem internet dünyasında kullanıcıları ürperten bazı Creepypasta korku hikayeleri.

hayalet

Bir dönem internet dünyasında fenomen olmuş Creepypasta korku hikayeleri:

  • Susturulamayan oyuncak bebekler.
  • Ölü sevgilinin Facebook mesajları.
  • Rus uyku deneyleri.
  • Morga giden asansör.
  • Tommy bugün okula gelmiyor.

Nice filme de konu olan susturulamayan oyuncak bebekler:

oyuncak bebek

Yer ABD, Güney Illinois. Özellikle kırsal kesimde henüz annelik tecrübesi olmayan anne adayları için gerçekçi oyuncak bebekler üretildi ve bu oyuncak bebekler uygun fiyatlardan anne adaylarına satıldı. Oyuncak bebekler tıpkı gerçek bebek gibi ağlıyor, acıkıyor, altına yapıyordu. Böylece anne adayları kendi bebeklerini kucaklarına almadan önce bebek bakımı hakkında bilgi ve deneyim sahibi oluyorlardı.

Anne adayları çocuklarını dünyaya getirdikten sonra ise oyuncak bebekler beklendiği gibi davranmamaya başladı. Herkesin evindeki oyuncak bebekler devamlı ağlıyor ve normalde kolayca sustururulan bu oyuncak bebekler bir türlü susmuyordu. Susturmak için bazen vurmak ya da sertçe bastırmak gereken oyuncaklar için artık şiddetin dozunun arttırılması gerekmişti.

Oyuncak bebekler ancak kafalarında bulunan mekanizma parçalanınca susuyorlardı. Fakat bu sırada çok fazla ses çıkardıkları için bazı komşular rahatsız olmuş ve polise haber vermişti. Sesin olduğu eve gelen polis tüm evi kan içinde bulmuştu. Anneler ise şaşkın, ellerinde bebek şeklinde boş bir kundakla dururken yalnızca oyuncaklarını parçaladıklarını iddia ediyorlardı. Halbuki kan, boş kundakların sahibine aitti.

Netflix bundan kesin bir dizi yapar: Ölü sevgilinin Facebook mesajları...

ölü sevgili facebook mesajları

Bir yazılımcı olan Nathan, 5 yıldır birlikte olduğu kız arkadaşı Emily’yi 2012 yılında bir trafik kazası sonucu kaybeder. Aradan zaman geçince Emily’nin ailesiyle konuşur ve kızın tüm sosyal medya hesaplarını kapatırlar. Ancak kazadan yaklaşık bir yıl sonra Emily’nin Facebook hesabından Nathan’a mesajlar gelmeye başlar. Mesajda, pazar günü ne yapacakları soruluyordur.

Nathan, birinin hesabı ele geçirdiğini ya da kötü bir şaka yaptığını düşünür ancak yazılanlar yalnızca ikisinin bileceği kadar özel şeylerdir. Zaman içinde Emily’nin Facebook hesabı, Nathan’ın fotoğraflarında kendini etiketlemeye başlar. Nathan sinirlenerek hesaba mesaj attığı zaman ise anlamsız ve daha önceki mesajlardan kopyalandığını düşündüğü yanıtlar alır.

Hesaba nerelerden giriş yapıldığını tespit ettiğinde ise şoke olur. Çünkü hesaba giriş yapılan konum kendi evidir. Artık gözüne uyku girmez hale gelen Nathan, Emily’den gelen bir fotoğrafla iyice aklını kaybetme noktasına gelir. Fotoğraf kendi evinde, kendi odasının kapısından çekilmiştir. Nathan hakkında bilinen son şey, arkadaşına gönderdiği ‘Eve girmeye korkuyorum.’ mesajıdır.

Hayal gücünün sınırlarını zorlayan Rus uyku deneyleri:

rus uyku deneyleri

Rus bilim insanları, İkinci Dünya Savaşı sırasında alınan esirler üzerinde bir uyku deneyi yaparlar. Bu deneye göre denekler bir odaya kapatılacak, uyumamaları için bazı gazlar verilecek ve durumun ne olduğu gözlemlenecekti. Yeterli su, gıda, kitap, yatak ve tuvalet olan bir duvarı camdan odaya 5 denek yerleştirildi. Deneyin ilk 5 günü her şey yolunda gitti.

5. günden sonra denekler birbiri ile konuşmayı kesti ve bilim insanlarının onları dinledikleri mikrofonlara garip şeyler fısıldamaya başladılar. 9. gün iki denek birkaç saat arayla ses telleri parçalanana kadar çığlık attı ve sessizliğe büründüler. Diğer denekler de çıldırarak kitap sayfalarını parçaladılar ve odanın camını tamamen kapattılar. 14. güne kadar ortalık sakindi. Denekler, 14. gün içeri gireceklerini söyleyen bilim insanlarına, artık özgür olmak istemediklerini söylediler.

Bilim insanlarının talimatı ile odaya giren asker bir deneğin öldüğünü, kalan deneklerin organları dışarı çıkana kadar birbirlerini parçaladıklarını ve yiyeceklere dokunulmadığına göre birbirlerini yediklerini gördü. Denekler tedaviyi reddediyor, uyumamak için yeniden gaz istiyorlardı. Tedavi sürecinde biri daha ölünce kalan 3 denek yeniden deney odasına yerleştirildi. Fakat bu noktada deneyin kontrolde çıktığı düşünülerek denekler öldürüldü ve bazı askerler de intihar etti. Son deneğin son sözleri ‘Biz aslında siziz.’ oldu.

Morga giden asansör:

morg

Bir doktor ameliyathaneden çıkmış ve odasına çıkmak için asansöre binmiştir. Yanında da kendiyle benzer yaşlarda, kıyafetinden hasta olduğu anlaşılan bir kişi vardır. Asansör aşağı inerken bir katta durur. Karşılarında hasta kıyafetli bir çocuk vardır ve asansörün aşağı mı indiğini sorar. Doktor, hastayı süzer ve asansörün yukarı çıktığı söyleyerek kapıyı kapatacak olan düğmeye basar. Hasta ise şaşkındır.

Asansör kapısı kapanınca hasta doktora, çocuğu neden içeri almadığını sorar. Doktor, çocuğu tanıdığını ve çocuğun geçen hafta kanser yüzünden öldüğünü söyler. Çocuk morga gidiyordur, bu durum bileğindeki mavi renk bileklikten anlaşılır. Hasta biraz şaşırmıştır. Nasıl yani diye sorar kendi bileğini gösterek, benim bilekliğim gibi mi?

Tommy bugün okula gelmiyor:

hayalet

John isimli küçük bir çocuk her sabah olduğu gibi uyanmış ve okul servisine binerek okula doğru gitmeye başlamıştır. Alışkanlığı olduğu üzere yol boyunca müzik dinleyip etrafı izler. Servis, çok da samimi olmadığı arkadaşlarından biri olan Tommy’i almak için evinin önünde durur ancak gelen giden yoktur. Tommy’nin hasta olduğu düşünülerek servis yoluna devam eder.

Normal bir gün sonunda evine gelen John, haberlerde korkunç bir cinayet işlendiğini ve Tommy ile birlikte tüm ailesinin kimliği belirsiz bir şahıs tarafından öldürüldüğünü öğrenir. Uykusuz bir gecenin sabahında okula gitmek için yine servise biner. Şoförün olaylardan haberi olmadığı için servis Tommy’i almak için evinin önünde durur. Tommy ve ailesi soluk yüzleriyle camdan Tommy’nin gelmeyeceğini işaret ederler. Servis, yoluna devam eder. 

Bir dönem internet dünyasında fenomen olan bazı Creepypasta korku hikayelerinden bahsettik. Bunların yalnızca birer kurgu olduğunu ve herhangi bir gerçekliği olmadığını unutmayın. Bunlara benzer, unutamadığınız Creepypasta korku hikayeleri varsa yorumlarda paylaşabilirsiniz. 

75
11
3
2
2
Emoji İle Tepki Ver
75
11
3
2
2