Fransız otomotiv devi, seneler boyunca yeni çıkardığı modellerine sayılardan isim veriyordu, ta ki dönüm noktasına kadar.
Renault 19'dan sonra marka, isimlendirmede sayıları yavaş yavaş geride bıraktı. Renault neden böyle bir strateji izledi?
İçerikten Görseller
+1
Renault, modellerinin isminde sayı kullanmayı bir gecede bırakmadı.

Markanın birçok modelinin isminin sayılardan oluştuğunu görüyoruz. Daha sonra bu isimlendirme sona ediyor. Ancak bunu markanın bir anda bıraktığını düşünmek doğru bir yaklaşım olmaz. Çünkü 1980'lerin sonunda marka zaten yeni isimlendirme anlayışına doğru emin adımlarla ilerliyordu.
Bunun en iyi örneklerinden biri 1984'te tanıtılan Espace olmuştu. Ardından 1990'da sahneye çıkan Clio, bu değişimin tam bir dönüm noktası hâline geldi.
Clio, Renault 5'in yerini aldı.

Fakat Renault, yeni otomobiline bir başka sayı vermek yerine ona bambaşka bir isim vermeyi tercih etti. Bu, markanın model isimlendirmesinde önemli bir dönüm noktasıydı.
Renault'nun ifadesine göre Clio'yla birlikte yeni bir dönem başlamıştı: Modeller artık sadece rakamlarla değil, isimlerle anılacaktı. Bunun amacı otomobillerin daha kolay hatırlanmasını sağlamak ve onlara daha sıcak, daha insani bir karakter kazandırmaktı.
Üstelik Clio sadece Renault 5'in yerine gelen yeni bir otomobil değildi. Renault, onu selefinden daha yukarıda konumlandırdı ve büyük modellerinde kullandığı kalite ve donanım anlayışını küçük sınıfa taşıdı.
Tabii bu değişimin zamanlaması da önemliydi.

1990'larda Renault'nun ürün gamına baktığımızda değişimi çok net görebiliyoruz: Clio, Twingo, Laguna, Safrane, Megane, Scenic...
Sayıların yerini artık isimler almaya başlamıştı. Renault'nun bahsettiğine bakılırsa bu değişimin amacı, modellerin daha kolay hatırlanmasını sağlamak ve otomobillere daha sıcak, daha insani bir boyut kazandırmaktı. Değişen sadece isimlendirme değil, otomobili konumlandırma biçimi de olmuştu.
Peki Renault 19'dan sonra neler oldu?

Sayı döneminden isim dönemine geçişin en net temsilcilerinden ** Renault 19**, 1988'de tanıtıldı ve 1995'te ise yerini Megane'a bıraktı. Artık Renault, yeni modeline bir sonraki sayıyı vermek yerine tamamen farklı bir isim tercih etti.
Üstelik Megane'ın gelişiyle modeli farklı hatchback, sedan, station wagon, cabriolet, coupe ve farklı gövde seçenekleriyle geniş bir ürün ailesi olarak karşımıza çıktı.
Renault artık otomobilin “kimliğini” ortaya çıkarmak istiyordu.

Marka, Clio ile başladığı dönemi anlatırken, sayı yerine isim kullanılmasının otomobillerin daha kolay hatırlanmasını ve onlara daha insani bir boyut kazandırmak amacı taşıdığını belirtiyor.
Onun için Clio'nun Clio, Twingo'nun Twingo, Megane'ın Megane olması daha anlamlı bir hale gelmişti. Bu isimler zamanla modellerin tanınan birer kimlikleri haline geldi.
Bu yüzden geriye dönüp bakınca Renault karşımıza iki farklı yüzle çıkıyor: Bir tarafta modellerini isimlendirirken sayı kullanan Renault, diğer tarafta otomobillerine karakter atfederek hafızalarda yer etmiş Renault...