• Yakın Zamanda Uzaylılarla Temas Kuracağız!
40
12
11
6
5
Uzay araştırmalarında, teknolojik gelişmelerin katkısıyla dünya dışı yaşamla temas kurma ihtimali artıyor. Yabancı hayatla iletişim, söylendiği üzere yakın zamanda gerçekleşirse insanlık eskisi gibi olamayacak.

Gelişen teknolojilerin etkisi ile yapılan keşiflerden önce şu konuya açıklık getirelim: Uzaylı yaşamının var olma ihtimali ve eğer varsa onlarla iletişim kurma ihtimalimiz artık neredeyse herkesin gündeminde. NASA’nın son zamanlardaki çalışmaları ve uzaydaki faklı gezegenlerin yaşama elverişli olmalarının ispat edilmesi bizi şu soruya yönlendiriyor: Farklı bir yaşam formu ile iletişim kurmak mümkünse, bu ne zaman gerçekleşecek?  

Mevcut teknolojimizden dolayı şu an keşfedemediğimiz yerlerdeki gezegenleri önümüzdeki 10 yıl içerisinde keşfedeceğimiz ve üzerindeki yaşamları gözlemleyebileceğimizi savunan bilim insanı Ben Miller, yeni kitabında bu konulardan bahsediyor. 

Bilim insanları, bildiğimiz hayat şekline en iyi aday olarak yakın zamanda iki yer keşfettiler. Proxima B ve ya TRAPPIST-1 gelecekte yaşanabilecek gezegenlerin başında geliyor. Açıkça yaşama uygun materyaller barındıran gezegenlerde halihazırda bir yaşam bulunması ihtimali ise akılları fazlasıyla yoran bir düşünce.

Son aylarda bilim insanları, uzayda yayılan “hızlı radyo patlamalarının” -bir diğer adıyla FRB- aslında yabancı yaşamın en güçlü kanıtı olabileceklerini söylüyorlar. Yani yabancı teknolojilerin ait oldukları bir yaşam formu hayali, güçlü bir temele oturtulmuş oluyor. 

Jüpiter'in aylarından biri olan Europa'da hayatın var olabileceğine inanan araştırmacılar da var. Son zamanlarda, NASA'nın sıcak çekirdeği sayesinde yaşamı barındırması muhtemel gezegen keşifleri çok konuşuldu. Gerekli çalışmalar başladı ve gezegendeki muhtemel yaşamı araştırmak için birçok görev yürütülüyor. Europa uydusu -aslında bir gezegen sayılabilir-, yüzeyinin altında büyük bir okyanus barındırıyor ve yaşamı aramak için ideal bir yer olmayı başarıyor. 


Europa

ABD, Çin ve Avustralya’da bulunan çeşitli amaçlarla kurulmuş ve farklı gözlem yeteneklerine sahip rasathaneler, son bir iki yıl içerisinde hizmete girdiler ve sonuçlar daha yeni elimize ulaşmaya başladı. Ayrıca verileri toplamayı kolaylaştıran birçok uluslararası organizasyon da ortak bir amaç çerçevesinde toplanıyor: Yabancı yaşamı olabildiğince çabuk bulmak. 

Peki neden böylesine bir arayışın peşinden koşturuyoruz? 

Evrendeki yerimizi bile net olarak bilmiyoruz ve antik çağlardan bugüne kadar hep bize ufku gösteren yıldızları çok merak ettik. Araştırdık, yazdık, yazımız yoktu çizmekle yetindik. Değişen gölge boylarını gözlemledik, her gün doğup batan milyarlarca güneşe sahip gezegenin varlığını tespit edebilecek konuma geldik. Bilim kurgu hikayeleri sinemadan ve hatta tiyatrodan da eskiydi, çünkü gündüzleri Güneş'e, geceleri ise Ay’a tapınıyorduk. Her şeyin sıradan ve anlaşılabilir olduğunu keşfedince bilim kurgu dünyamız da buna göre şekillendi, teknolojik gelişimlerimizi umut verici bir şekilde etkilemeye başladı. 

Stephen Hawking, yabancı hayatla gerçekleşecek ilk temasa karşı uyarıda bulunan en tanınmış ve en saygın insanlardan biridir. Onun argümanı ise oldukça basit: Tarih öncesi çağlarımıza benzeyen geri medeniyetler keşfetmemiz çok zor, daha ileri medeniyetlerin bizi bulması haliyle daha kolay. Bizleri keşfetmeden kendimizi gizlememiz ve uzaya daha fazla sinyal sızıntısı yapmamız gerekiyor. Ayrıca gözlemlediğimiz ve içinde bulunduğumuz yaşam standartları, farklı gezegenlerde çok farklı bir şekilde var olabilir.

Hepsine ek olarak METI International kurumundan profesör Douglas Vakoch, Hawking’e kesinlikle karşı çıkıyor. Radyasyon ve televizyon yayınlarından yaklaşık 100 yıldır elektromanyetik dalgalar şeklinde uzaya yayıldığını ve artık gizlenmemizin imkansız olduğunu dile getiriyor. Zaten böyle bir gelişmiş kültür varsa, sinyallerimizi çoktan algıladıklarını ve bizden haberleri olduklarını söylüyor. Vakoch önderliğindeki METI ekibi, aktif sinyal incelme yöntemleriyle yeterli veriyi birkaç yıl içerisinde toplayabileceğine inanıyor. 

En başta bu konular hakkındaki fikirlerini kitaplaştırdığını belirttiğimiz bilim insanı Ben Miller’a gelince, Hawking’in takımında olmadığını belirtelim. Cosmos: Bir Uzay Serüveni belgesel dizisiyle ünlenen Neil DeGrasse Tyson için temasa geçmenin büyük yararı olacak: Şu andaki yaşam anlayışımız oldukça sınırlı; çünkü biz sadece kendi yaşamsal fonksiyonlarımızı tanıyoruz, bir yabancının çok farklı koşullarda yaşayabileceğini düşünmüyoruz. Yaşamın muazzam çeşitliliği anlamak, ancak böyle bir temasla mümkün olacak.  

Galaksinin diğer yaşam biçimleriyle temasa geçmek için yaptığımız araştırmalar, bize başka örnekler sunabilir. Bu tür bilgiler, bildiğimizi düşündüğümüz her şeyi değiştirme potansiyeline sahiptir. Büyük olasılıkla bu değişim daha çok olumlu bir yönde olacaktır.

Kaynak : https://futurism.com/scientists-assert-make-contact-aliens-next-decade/
40
12
11
6
5
Emoji İle Tepki Ver
40
12
11
6
5