• Anasayfa
  • Bilim
  • COVID-19 ile Bağlantılı DNA, Neandertallerden Miras Kaldı

COVID-19 ile Bağlantılı DNA’ların Neandertallerden Geldiği Keşfedildi

31
11
4
3
2
Yapılan yeni bir çalışmaya göre, tüm dünyada etkisini gösteren COVID-19 ile bağlantılı olan DNA, Neandertallerden miras kalmış olabilir. Bilim insanlarına göre 60 bin yıl önce yaşanan bu geçiş, etkisini hâlâ sürdürüyor.

Yapılan yeni bir çalışmaya göre, COVID-19 ile ilişkili bir DNA segmenti yaklaşık 60 bin yıl önce Neandertallerden geçti. Ancak bilim insanları, bu özel segmentin koronavirüsün sebep olduğu hastalığın riskini neden artırdığını bilmiyor.

Çalışmada yer almayan Princeton Üniversitesi’nden genetikçi Joshua Akey, “60 bin yıl önce meydana gelen bu çapraz geçişli etki, bugün halen etkisini göstermeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Güney Asya’da daha yaygın

covid-19 güney asya

Yapılan çalışmaya göre kromozom 3’te altı gen barındıran bu genom parçası, insanlık tarihi boyunca gizemli bir yolculuğa sahip. Bu varyant, günümüzde Bangaldeş’te oldukça yaygın. Buradaki insanların %63’ü en azından bir kopyasının taşıyıcısı konumunda bulunuyor. Güney Asya’daki insanların üçte birinde ise bu segment kalıtsal.

Bu segment, diğer ülkelerde ise oldukça nadir bulunuyor: Avrupalıların %8’inde, Doğu Asya’nın ise %4’ünde bulunuyor. Afrika’da ise neredeyse hiç bulunmuyor. Geçtiğimiz 60 bin yılda hangi evrimsel bağlantının bu dağıtımı oluşturduğu ise bilinmiyor. İhtimallerden bir tanesi Neandertal versiyonunun zararlı olduğu ve genelde daha az yaygın hale geldiği yönünde. İhtimallerden bir diğeri ise bu segmentin Güney Asya’daki insanların sağlığını geliştireceği ve muhtemelen bölgedeki virüslere karşı güçlü bir bağışıklık sistemi sunacağı yönünde.

Araştırmanın yazarlarından Svante Paabo, bu durumun şu an için sadece bir spekülasyon olduğunun da altını çiziyor. Araştırmacılar, COVID-19’un neden bazı insanlar için diğerlerine göre daha tehlikeli olduğunu henüz yeni anlamaya başlıyor. Yaşlılar, gençlere göre daha ciddi bir şekilde hastalanırken erkekler de kadınlara göre daha büyük risk altında bulunuyor.

COVID-19 riskini artıran etmenler

covid-19

Hastalığın riski artıran etmenler arasında sosyal eşitsizlik önemli bir rol oynuyor. Örneğin ABD’de de siyahiler, ülkedeki sistemik ırkçılık geçmişi sebebiyle beyazlara göre koronavirüse daha çok yakalanıyorlar. Siyahilerde, diyabet gibi kronik hastalıklar daha fazlayken yaşam koşulları ve işler de virüse maruz kalmayı artırabiliyor.

Ayrıca genler de bu nokta da rol oynayan etmenler arasında bulunuyor. Geçtiğimiz ay araştırmacılar İtalya ve İspanya’da COVID-19’u oldukça ağır atlatanlar ile hafif geçirenleri kıyasladı. Araştırmanın sonucunda daha yüksek riskle ile ilişkili iki genom konumu keşfetti. Bunlardan bir tanesi, kan türünü belirleyen kromozom 9’du ve ABO içeriyordu. Diğeri ise kromozom üçteki Neandertal segmentiydi.

Ancak bu genetik bulgular, koronavirüse yakalanan insanlar incelendikçe hızlı bir şekilde güncelleniyor. Geçtiğimiz hafta uluslararası bir grup bilim insanı, kan tipinin riskini azaltan yeni bir veri seti yayınladı. Yeni veri, hastalık ile kromozom 3 arasında daha güçlü bir bağlantı olduğunu gösterdi. Varyantın iki kopyasını taşıyan insanlar, taşımayanlara göre ciddi hastalıklara üç kat daha fazla yakalanıyorlar.

Neandertallerden geçen genler

neandertal

60 bin yıl önce modern insanların ataları, Afrika’dan çıkarak Avrupa, Asya ve Avustralya’ya yayıldılar. Bu insanlar, Neandertaller ile karşılaştılar ve birleştiler. Neandertal DNA’sı gen havuzumuza girdikten sonra ise nesiller boyunca aktarıldı. Birçok Neandertal geni, modern insanlar için zararlıydı. Dolayısıyla insanların sağlığını etkilemiş ya da çocuk sahibi olmalarını zorlaştırmış olabilir. Bunun sonucu olarak ise gen havuzumuzdaki Neandertal genleri zamanla daha nadir hale geliyor ve birçoğu da yok oluyor.

Ancak bazı genler evrimsel bir avantaj sunmuş ve bu sebeple yaygın olabilir. Mayıs ayında Dr. Hugo Zeberg, Dr. Paabo ve Dr. Janet Kelso Avrupalı kadınların üçte birinin Neandertal hormon reseptörüne sahip olduğunu söyledi. Bunlar, doğurganlığı artırma ve düşük yapmayı azaltmayla ilintiliydi.

neandertal

Dr. Zeberg, günümüzde yaygın olan diğer Neandertal genlerinin virüslerle savaşmamızda yardımcı olduğunu söylüyor. Modern insanlar, Asya’ya ve Afrika’ya doğru genişledikçe Neandertallerin hâlihazırda bir savunma sistemi geliştirmiş olduğu yeni virüslerle karşılaşmış olabilirler. Biz de o dönemden bu yana bu genlere sahip olmuş olabiliriz.

Dr. Zeberg, çevrimiçi bir veri tabanında Neandertal genomlarıyla kromozom 3’ü inceledi. İnceleme sonucunda ise COVID-19’u ağır geçirme riskini artıran verisyonun, Hırvatistan’da 50 bin yıl önce yaşadığı keşfedilen Neandertalinkiyle aynı olduğunu keşfetti. Ayrıca eski virüslere karşı savaşan bağışıklığın, yeni koronavirüse karşı aşırı tepki gösteriyor olması da muhtemel. COVID-19’u oldukça ağır yaşayan kişilerin bunu yaşamasının sebebi bağışıklık sistemlerinin ciğerlere zarar veren ve iltihaba sebep olan kontrolsüz saldırıları tetiklemesi olabilir.

Kaynak : https://newsbeezer.com/dna-linked-to-covid-19-was-inherited-from-neanderthals-study-results/
31
11
4
3
2
Emoji İle Tepki Ver
31
11
4
3
2