Güney Kore denince akla teknoloji, e-spor ve tabii ki göz kamaştırıcı bir internet hızı geliyor. Peki bu küçük ülke nasıl oldu da dijital dünyada bir süper güç hâline geldi ve dünyanın en hızlı internet altyapılarından birini kurdu?
Bir oyunda "lag" yaşamanın neredeyse unutulduğu, devasa dosyaların saniyeler içinde indiği bu sistem bir tesadüf değil. Bu olağanüstü başarının temelinde iki büyük ve birbiriyle bağlantılı faktör yatıyor... Çok net hedefleri olan devlet politikaları ve ülkenin kendine has yoğun kentleşme yapısı.
Devletin kararlı adımları: "İnternet lüks değil, ihtiyaç"

Güney Kore'nin internet devriminin fitilini ateşleyen şey 1990'ların sonundaki Asya mali krizi oldu. Hükûmet, ekonomik olarak tekrar ayağa kalkmanın yolunun dijitalleşmeden ve bilgi toplumuna dönüşmekten geçtiğini çok erken fark etti. İnterneti bir lüks veya eğlence aracı olarak değil, tıpkı elektrik ve su gibi temel bir altyapı hizmeti olarak gördüler. Bu vizyonla, "Cyber Korea 21" gibi iddialı ulusal projeler başlatıldı. Devlet, özel telekom şirketlerini (SK Telecom, KT gibi) bu alana yatırım yapmaları için güçlü bir şekilde teşvik etti, sübvansiyonlar sağladı ve en önemlisi, aralarında kıyasıya bir rekabet ortamı yarattı.
Bu politikaların en cesur adımı ise eski teknolojiye takılıp kalmamaktı. Güney Kore, birçok ülkenin hala bakır kablolarla (DSL) uğraştığı bir dönemde, doğrudan fiber optik altyapıya (FTTH - Eve Kadar Fiber) geçişi zorunlu kıldı. Bu her ne kadar o zaman için maliyetli bir karar olsa da uzun vadede internet hızının ve kalitesinin garantisi oldu. Devletin bu net duruşu ve özel sektörün rekabetçi yapısı, fiber ağların ülkenin dört bir yanına hızla yayılmasını sağladı.
Yoğun kentleşmenin getirdiği avantaj: Az alanda çok insan

Güney Kore'nin coğrafi ve demografik yapısı, bu hızlı internet altyapısının maliyetini düşüren en kritik faktör oldu. Ülke nüfusunun çok büyük bir kısmı, özellikle Seul ve çevresindeki metropol alanlarda, devasa apartman komplekslerinde yaşıyor. Yani yoğun kentleşme had safhada. Bu durum bazı konulardan dezavantaj olarak sayılsa da altyapı mühendisliği açısından oldukça önemli. Geniş arazilere yayılmış, müstakil evlerin olduğu bir ülkede (örneğin ABD veya Avustralya'nın kırsal kesimleri) her eve tek tek fiber kablo çekmenin maliyeti emin olun çok daha astronomiktir.
Ancak Güney Kore'de bir binaya fiber kablo bağladığınızda, tek seferde yüzlerce haneye ulaşmış oluyorsunuz. Hane başına düşen altyapı maliyeti bu sayede dramatik bir şekilde düşüyor. Telekom şirketleri için bu "apartman kültürü", yatırımlarını çok daha kârlı ve verimli hale getirdi. Az bir kazı çalışmasıyla ve kısa mesafede çok fazla potansiyel müşteriye ulaşabilmek, fiber ağların bu kadar hızlı ve ucuz bir şekilde yaygınlaşmasının arkasındaki en önemli fiziksel sebepti.
Strateji ve fırsat bir arada

Sonuç olarak Güney Kore'nin internet hızındaki bu başarısı bir gecede kazanılmadı. Bu, çok net bir vizyona sahip devlet politikalarının, rekabeti teşvik etmesinin ve fiber optik gibi doğru teknolojilere yatırım yapılması sayesinde oldu.
Aynı zamanda yoğun kentleşmenin getirdiği coğrafi avantajın bu politikaları desteklemesiyle de o mükemmel uyum yakalanmış oldu. Devletin stratejik planlaması ile ülkenin demografik yapısının sunduğu fırsat birleştiğinde ise ortaya bugünün dijital devi Güney Kore çıktı.

