• Kendimizi Nasıl Kandırdığımızı Gösteren Utanç Verici Deney

Kendimizi Nasıl Kandırdığımızı Gösteren Utanç Verici Deney (Seyirci Etkisi)

90
25
6
2
2
Yardıma ihtiyacı olan birini gördüğümüz zaman aklımızdan ilk geçen şey o kişiye yardım etmektir. En azından böyle olması gerekir. Madem öyle neden hâlâ bu kadar çok yardıma muhtaç insan var? Kendinizi nasıl kandırdığınızı görmeye hazır olun.

İnsanlar genellikle hayatta kalmak için ne gerekiyorsa bunu yapmaya programlanmıştır. Buna yaşama içgüdüsü adı verilir. Başka bir deyişle yaşayabilmek, bizim için en önemli olan şeydir. Kendimizi korumak ve yaşamımızı devam ettirebilmek için elimizden geleni yaparız.

Ya başkaları için?

Kendi yaşamlarımızın devamlılığını sağlamaya çalıştığımız gibi başkalarının yaşamlarını da düşünürüz.

Hatta birçoğumuz, kafamızda belirli süper kahraman hikayeleri bile kurmuşuzdur. Belirli bir olayla karşılaştığımızda nasıl tepkiler vereceğimizi tahmin etmişizdir. Peki, ya bu durum aslında gerçeği yansıtmıyor ve içgüdülerimize ters düşüyorsa? 

Ne anlatmaya çalıştığımızı bir örnekle açıklayalım. 1964 yılında işlenmiş tuhaf bir cinayete göz atıyoruz:

13 Mart 1964'te Kitty Genovese isimli bir kadın evinin önünde öldürüldü. Arabasını evinden birkaç metre geriye park eden kadın, başına geleceklerden habersiz şekilde evine doğru yürümeye başladı. Tam da bu sırada Winston Moseley isimli biri onun peşine takıldı.

Kitty Genovese, evine giremeden Winston Moseley tarafından iki defa bıçaklandı.

Dayanılmaz acı sonucunda kadın çığlık atmaya başladı. Bu sırada olaya tanıklık eden biri “Kadını rahat bırak!” diye bağırdı. Winston bunu duyduğu zaman hemen olay yerinden uzaklaştı ve Kitty Genovese’i kanlar içerisinde bıraktı.

Bir insanın nasıl böyle cani bir olayı gerçekleştirebileceğini soruyorsunuz, öyle değil mi? Sanki hâlâ böyle şeyler olmuyormuş gibi soruyorsunuz hatta... Neyse bu noktaya geleceğiz.

Kusursuz bir dünyada yaşasaydık her şey bununla sınırlı kalırdı, ancak maalesef kusursuz bir dünyada yaşamıyoruz.

Birçok görgü tanığı, Winston’ın arabasıyla olay yerinden uzaklaşıp on dakika sonra geri döndüğünü belirtti. Kadının hâlâ yerde yattığını gören adam, zaten yaralı olan kadını birkaç defa daha bıçakladı. Bunun ardından da parasını çalıp kadını taciz etti.

Kitty Genovese’in bir komşusu o sırada polisi aramıştı, ancak polis ve ambulans geldiğinde her şey için çok geçti.

Peki, bu yaşananların psikolojiyle ve iyilikle ne alakası var?

Cinayetin olduğu sırada 38 konutluk mahallede herkes bir cinayet işlendiğinin farkındaydı ancak kimse yardıma ihtiyacı olan kadını kurtarmak için harekete geçmedi.

Bu durumda kadının bütün komşuları sizce o cinayete ortak olmadı mı? Daha da önemlisi neden her şeye seyirci kalmayı tercih ettiler?

İki sosyal psikolog bu sorunun cevabını bulmak Seyirci Etkisi Deneyi adında bir deney gerçekleştirdi. 

Bibb Latane ve John Darley, az önce bahsettiğimiz Kitty cinayetine benzer bir olayı deneylerine konu edindiler. Öncelikle üniversite öğrencileri arasından denekler seçtiler.

Öğrencilere, kendi aralarında kişisel problemleri hakkında tartışmaları söylendi. Ancak öğrencilerin her birisi kendisine ait bir bir oda içerisinde olacak, konuşmalar mikrofon ve hoparlör üzerinden gerçekleşecekti. 

Her öğrenciye kendisini ifade etmesi için iki dakika verildi. Bir öğrenci konuşurken diğer tüm katılımcıların mikrofonları susturuldu.

Deneklerin farkında olmadığı noktay ise dinledikleri konuşmanın aslında önceden kaydedilmiş olduğuydu:

Denekler beş gruba ayrıldı. Bu grupların farkı ise basitti:

1. gruptaki kişiler sadece bir kişinin ses kaydını dinliyordu. Grup numarası ile dinlenen ses kaydı aynı sayıdaydı. 2. gruptakiler 2 ses kaydı, 3. gruptakiler 3... Sonunda 5. gruptakiler de toplam 5'er ses kaydı dinlediler. 

Unutmayın, öğrenciler seslerin kayıt olduğunun farkında değildi.

Ses kayıtlarının birinde bir öğrencinin epilepsi krizi kaydedilmişti. Kaydın başlarında öğrenci epilepsi sorunundan muzdarip olduğunu anlatırken, krizlerin ölümcül olabileceğinden bahsediyordu. Kaydın devamındaysa kriz başlıyordu:

“B-be-en… k-k-kk-riz… yardım et… n-ne-ne-nefes alam… biri bana yardım etsin… ö-öl-ölüyor…”

Denekler konuştukları kişiyi göremedikleri için durumun kurmaca olduğunu anlamalarına imkan yoktu.  Araştırmacıların burada gözlemleyeceği nokta, deneklerin tepkileri oldu.

Acaba odalarından çıkarak arkadaşlarına yardımcı olacaklar mıydı?

Deneklerin yalnızca %31’i yerlerinden kalıp odalarındaki telefona koşarak yardım çağırdı. Yani geriye kalan %69'luk kesim sadece olayı dinlemekle yetindi. Endişeli olsalar bile harekete geçmediler.

Sadece 1 kişinin ses kayıdını dinleyen 1. grupta ise bu oran %85'e çıkmıştı. Yani bir insan olaya tek başına tanık olursa daha çok yardım etmek istiyordu. 

  • Başka bir deyişle: Acil bir durumda bir grup içerisindeyseniz acil durumda olan kişiye yardım etme oranınız fazlasıyla düşüyor. Bunun yanı sıra yardıma ihtiyacı olan kişiyi tekken görürseniz yardım etme olasılığınız artıyor.

Aslında içgüdüsel olarak hiçbirimizin bir süper kahraman olmadığı ortaya çıkıyor:

Kalabalık gruplarda başka birinin müdahale edeceğini düşündüğümüz için daha az sorumlu hissediyoruz. Mutlaka birisi yardıma koşar zaten, değil mi?

Bu haftaki psikolojik deneyimizin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Haftaya davranışlarımızın sebebini aradığımız yeni bir yazıda görüşmek üzere, merhametle ve merakla kalın...

Köşemizin diğer içeriklerine aşağıdan ulaşabilirsiniz:

90
25
6
2
2
Emoji İle Tepki Ver
90
25
6
2
2