83
19
9
7
2
Olurda bir kara deliğe düşseniz neler olacağını hiç düşündünüz mü? Bunun cevabını 'Astronom Türk' Selçuk Topal veriyor.

Kara delikler, hâlâ sırrı tam olarak çözülememiş garip bir konu başlığı. Eminiz ki birçok insan ‘Olur da kara deliğe girersem ne olur?’ diye kendine sormuştur. ‘Astronom Türk’ Selçuk Topal, bununla ilgili Hürriyet'te bir makalede elinden geldiğince bu durumu açıklamaya çalışmış.

Bu sorunun en basitleştirilmiş şekilde iki yanıtı var: Kara deliğe giremeden yaşamınızı yitirirsiniz ya da ucunda yine ölüm olacak şekilde hiç zarar görmeden kara deliğe girersiniz. Asıl soru bu iki süreç nasıl işliyor?

Kara deliğe girersek ne olur?

Eğer kara delik küçükse:

Kara deliğin en dışında ‘olay ufku’ denilen bir katman bulunuyor. Diğer bir adıyla ‘a point of no return’, yani geri dönüşü olmayan nokta. Bedeniniz bu küçük kara deliğe yaklaştığında oluşan gel git nedeniyle dikey boylamda uzar, yatay boylamda ise sıkışırsınız. Buna bilim insanları Spagettileşme (Spaghettification) ismini koymuş. Eğer kara deliğe çivileme girdiğimizi farz edersek, oldukça güçlü bir kuvvet ayaklarınıza çekim gücü uygulayarak uzamanıza neden olacak, aynı bir spagetti gibi. Hatta o kadar uzayacaksınız ki bir süre sonra atomlarınıza kadar ayrılacaksınız.

Eğer kara delik büyükse:

Büyük kara delikler küçüklere göre daha az ölümcüller. Zira büyük kara deliklere ‘spagetti’ olmadan daha fazla yaklaşabiliyorsunuz. Eğer kara delik büyükse, demin bahsettiğimiz ‘olay ufku’ katmanı kara deliğin merkezinden daha uzak olacak ve bundan dolayı da hissedeceğiniz gel git etkisi az olacaktır.

Geçtiğimiz günlerde fotoğraflanan Samanyolu Galaksisi’nin komşusunda bulunan devasa kara deliğe gitmek isterseniz, merkeze doğru ilerledikçe bütün evrenin etrafınızda büküldüğünü göreceksiniz. Olay ufkunu geçtikten sonra ise artık geri dönüşünüz yok. Kara deliğin içine tamamen çekildiğiniz an da etrafınız zifiri karanlık olacak. Arkanıza dönüp baktığınızda ise sonsuz evrenin minicik bir ışık huzmesi olduğunu göreceksiniz.

Dışardan nasıl görünüyoruz?

Bütün bunlardan bahsettikten sonra akıllarda şu soru oluşuyor: Kara deliğe girerken bize dışardan bakan kişi ne görüyor? Selçuk Topal, bu gözlemciye Necati adını vermeyi tercih etmiş. Yani biz kara deliğe girerken Necati neler görecek ondan bahsedeceğiz.

Siz kara deliğin merkezine doğru adım adım giderken Necati sizin aynı bir spagetti gibi uzadığınızı ve büküldüğünüzü görecek. Olay ufkuna yaklaştıkça yavaşlamaya başladığınızı fark edecek ve sizi olay ufkunda duvardaki bir çivi gibi görecek. Bu sırada sizin her şey duracak, ne hareket edebileceksiniz ne de zaman kavramı olacak. Uzayda olduğunuzdan dolayısıyla sesinizi de iletemeyeceksiniz. Işık kullanarak Mors alfabesiyle mesaj göndermeyi deneseniz de, siz kara deliğe yaklaştıkça gönderdiğiniz ışık dalgaları daha düşük frekanslara kayacağından dalga boyu uzar. Yani mesajınız tam iletilemez. Necati sizin olay ufkunda gerildiğinizi görecek ve daha kara deliğe giremeden Hawking Işınımı’yla (kara deliklerin çok uzun zaman ölçeklerinde enerji yayacağını ve en sonunda yok olacağını öngören kanı) kül olacaksınız.

Biz ne görüyoruz?

Tamam, Necati’den yeteri kadar bahsettik. Peki, biz ne görüyoruz? Eğer kara delik büyükse, sorunsuz bir şekilde olay ufkundan geçiyorsunuz. Aynı Yıldızlararası filminde Cooper’ın sanki tünele giriyormuş gibi elini kolunu sallayarak kara deliğe girmesi gibi. Olay ufku, sadece dışarıdan sizi gözlemleyen Necati’ye görünüyor, yani sizin için böyle bir durum yok. Kara deliğin merkezindeki tekillik sizi atomlarınıza ayırana kadar boş uzayda serbest düşüş halinde olmaya devam edeceksiniz ve etrafınız zifiri karanlık olacak.

Yani bu iki sorunun cevabını kısaca özetleyecek olursak: Dışardan bakan biri, kara deliğe doğru ilerleyen bir cismi asla kara deliğe giriyormuş gibi görmez. Cismin kara deliğe girmesi sonsuz bir zaman alır ve uzay ufkuna geldiğinde yavaş bir şekilde yüzeyde incecik bir katman halini alır. Kara deliğe giren kişi içinse sıra dışı hiçbir şey olmaz. Kara delik yeterince büyükse ve olay ufkunu ölmeden geçebilirse, yavaş yavaş ölümüne, yani kara deliğin merkezine doğru ilerler.

Peki kimin gördüğü gerçek?

Necati’nin gördüğü olay gerçek, onun gerçekliği. Siz Necati için artık bir avuç külsünüz. Nasıl oluyor da hem kara deliğin dışında Necati’nin gözünden kül iken, aynı anda kara deliğin içinde merkeze gidene kadar turp gibi olabiliyorsunuz? Fizik kuralları gereği, hem kara deliğin için de hem de dışında olmanız gerekir fakat sizden sadece bir tane var. Bu paradoksun çözümü ise teorik fizikçi Leonard Susskind’den geliyor. Susskind’e göre kimse sizin klonunuzu göremez; gözlemci sizin bir kopyanızı görür, siz de kendinizin bir kopyasını. Gözlemci ile gözlenen iletişim kuramaz ve kara deliğin içini veya dışını görebilen 3. bir kişi de olamaz. Bu sayede de hiçbir fizik kuralı çiğnenmemiş oluyor.

Yine de kimin hikayesi doğru diye soracak olursanız, kara deliklerin ilginç yanı da bu. Bunun cevabı soruyu sorduğunuz kişiye bağlı. Gözlemcinin de gördüğü gerçek gözlenenin de. Kara deliklerin mantığını anlayabilmek için kuantum mekaniği ve kütle çekimini harmanlayan bir çözüm gerekiyor ancak henüz bulunmuş değil. O zamana kadar yazılarımızı okumaya devam edin, kim bilir belki bir gün bulunur ve biz de haberini yaparız.(Bu yazıyı yazan 'Astronom Türk' Selçuk Topal'ın çalışmalarını yakından takip etmek için Twitter hesabına buradan ulaşabilirsiniz.)

Kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/kara-delige-dusersek-ne-olur-40144183
83
19
9
7
2
Emoji İle Tepki Ver
83
19
9
7
2