28
7
5
3
1
Türkiye’de sinema sektörü bu kış konuşulduğu kadar hiçbir zaman konuşulmadı. Yapımcılar ve Mars Group arasındaki “mısırlı bilet” tartışmasından sonra sıra Netflix ve sinema sektörü tartışmalarına geldi. Alsında uzun bir süredir dünyada gündem olan bu tartışmaya ülkemiz özelinde bakıyor ve cevap arıyoruz.

İsteğe bağlı içerik izleme platformu Netflix, sinema ve dizi sektöründe yarattığı tartışmalarla sürekli gündem yaratıyor. Aynı anda dünyanın farklı köşelerinde onlarca dizi ve film seti bulunan şirket, içerik üretimi ve tüketim kültüründe değişime neden oluyor. 

Bu değişimin en büyük kanıtlarından birisi, ülkemizdeki sinema meraklılarını da yakından ilgilendiriyor. Zira biletleri ödeyen, bir filmin ne kadar kaliteli olduğunu belirleyen de izleyicilerin ta kendisi oluyor. 

Türkiye’deki izleyicilerin kaliteli olarak nitelendirdiği yapımlardan Organize İşler’in devam filmi Sazan Sarmalı, daha sinemalardayken Netflix’te yayınlandı. Filmin 15 yıllık bir mazisi, daha sinemalara çekmesi beklenen belki de 1 milyondan fazla izleyicisi vardı. İşte böyle bir ortamda Netflix’in adımı büyük tartışmalar yarattı. 

Eğer Yılmaz Erdoğan ve diğer yapımcılar Mars Group ile tartışmasaydı, Sazan Sarmalı 1 Ocak 2019’da vizyonda olacaktı. İddialara göre Netflix ve BKM, filmin yayın hakları için tüm tartışmalardan önce 15 Şubat 2019 tarihi için anlaşmışlardı. Film tartışmalardan dolayı 1 ay geç vizyona girdi, ancak Netflix sözleşmesi gereği 15 gün sonra platformda yayınlandı. Bu formül Netflix’in neredeyse hiç uygulamadığı bir formüldü.

15 günlük süre içerisinde Sazan Sarmalı’nı sinemada izleyen Netflix aboneleri ne kadar sinirlenseler haklı konuma geldiler. Peki Netflix, BKM ile anlaşmış olsa bile neden Sazan Sarmalı’nı ertelemedi? İşte bu sorunun cevabı, Netflix gibi platformların Türkiye’de sinema salonları nasıl etkileyeceğini de gösteriyor.

Netflix’in Sazan Sarmalı’nı daha vizyondayken yayınlama nedenleri

  • Sözleşmeden doğan zorunluluk,
  • Türkiye’de bulunan sinema izleyicilerini platforma çekmek,
  • Yapımcılarla dağıtımcılar arasındaki krizin tartışmasız kazanan tarafı olmak.

Netflix’in Sazan Sarmalı’nı yayınlayarak, filmi sinemada izlemiş olan abonelerini kızdırmayı göze aldığı bir gerçek. Böyle bir riski göze almasının da ardında tek bir geçerli neden yatabilir: Türkiye’deki abone sayısının yetersiz olması.

Geçtiğimiz aylarda yayınlanan ilk Türk Netflix orijinal dizi Hakan: Muhafız, resmi rakamlara göre 10 milyon izlenmeye ulaştı. Nitekim anlaşılan o ki Türkiye’den beklenen sonucu alamadı. En azından izlenme rakamları yüksek olsa da iç pazarda o kadar da abone kazandıramadı.

Netflix hem dünyada hem de Türkiye’de kaç abone ulaştığını net bir şekilde açıklamıyor. Ayla, Sınav ve Uzun Hikaye gibi Türk filmlerinin senaristi Yiğit Güralp, Netflix’in Türkiye’deki abone sayısını 78 bin olduğunu söyledi. Hürriyet yazarı Cengiz Semercioğlu ise Netflix'in 170 ila 200 bin Türk kullanısıcı olduğunu yazdı. 50 milyonun üzerinde internet kullanıcısına sahip bir pazar için maksimum 200 bin abone, gerçekten çok çok az. Netflix, daha fazlasını başamak istiyor. Sazan Sarmalı, platformda yayınlandıktan sonraki ilk hafta sonunda gişede sadece %5'lik bir zarar yaşadı. Bu da tablonun, Netflix'in ne kadar planlı davrandığının en net göstergesi. 

Peki platformdaki dizilerin sinema izleyicisiyle ne ilişkisi var? Netflix'te yayınlanan Hakan Muhafız, belki beklendiği kadar çok Türk abone getirmemiş olabilir, ancak daha fazla Türkçe içerik, daha çok abone çeker. Diziler, burada sürekliliği sağlayacak yegane unsur. Eğer kaliteli Türkçe Netflix dizilerinin sayısı artarsa, daha fazla abone kazanılır. Daha fazla abone, filmlerin de daha çok izlenmesine neden olur.

Başarılı gişe filmlerinin 3 milyon gibi izleyici sayılarına ulaştıklarını düşünürsek, Netflix’in Türkiye’de sinema salonlarını bitirmek için alacağı çok yolu olduğunu görüyoruz. Aradaki ciddi farkın kapanması için Sazan Sarmalı gibi gişe filmlerini beklenmedik anlarda yayınlamak işe yarayan bir taktik gibi görünüyor. Tabii Netflix’in böyle fırsatları tekrar yakalaması için yapımcılar ve salon işletmecileri arasında tekrar tartışma çıkması, Netflix’in yine fırsat kollaması gerek.

Para nerde? - Netflix'te. / Seyirci nerde? - Bilet kuyruğunda:

Firma Türkiye’deki yapımcılara filmlerinden garanti şekilde para kazanma imkanı sunabiliyor. Normal şartlarda bir filmin para kazanması için insanların hususi olarak sinemaya gidip o filme bilet almaları gerekiyor. Netflix aboneleri ise  bütün içerikler için ayda bir defa ödeme yapıyorlar. Yani izlemedikleri filmlere ve dizilere de para kazandırıyorlar. Sonuç olarak Netflix, yapımcılara belki aylar boyunca kazanabilecekleri parayı tek seferde verebilecek potansiyele sahip. 

Şahan Gökbakar’ın Türkiye’de ne zaman çıksa milyonlarca TL’lik piyasa yaptığı serisi Recep İvedik için Netflix ile anlaştığı, karşılığında 3.5 milyon euro ücret alacağı iddia ediliyor. Benzer rakamlara sinema bileti satışıyla ulaşmak sıradan bir film için gerçekten çok güç. Recep İvedik 5, sadece bilet satışlarıyla 85 milyon TL para kazandı, ancak bunun için 8 hafta geçmesi gerekmişti. 

Sonuç: İzleyici ne isterse o olur

Netflix’in Türkiye’deki salonları tehdit edecek boyuta gelmesi için çok zaman geçmesi gerek. Bu zaman zarfında yapabileceği tek şey kendi bildiği işe devam etmesi. Daha fazla Türkçe orijinal içeriği çekerek, Türkiye’deki abone sayısını arttırabilir. Firmanın aynı formülü Almanya pazarında uyguladığını görüyoruz. Zira Dark ve Dogs of Berlin dizileri, sadece Almanya’da değil bütün dünyada abone kazandıracak kadar iyiydi. Hakan: Muhafız ise Türkiye’de bile beklenen abone kazancını sağlayamadı. Yine de 10 milyon izlenme, projenin ikinci ve üçüncü sezonlarını görmemiz için yeterli bir barajdı.

Netfix eğer sinema salonlarını bitirme hedefine ulaşırsa, bu kez kendisi tekel olacak. Böyle bir durumda bir başka yeniliğin Netflix'i bitirip bitirmeyeceğini tartışacağız. Her şeyi izleyicinin alışkanlıkları ve tercihleri belirlemeye devam edecek.

28
7
5
3
1
Emoji İle Tepki Ver
28
7
5
3
1