Birleşmiş Milletler, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden Çekilmesine Yönelik Açıklama Yaptı

80
34
29
17
6
Birleşmiş Milletler Türkiye ekibi, Türkiye'nin geçtiğimiz gün Resmi Gazete'de yayınlanan bir karar ile İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesine yönelik açıklama yaptı. Yapılan açıklamada BM, durumdan endişe duyduklarını ifade etti.

Türkiye, 20 Mart 2021 tarihli Resmi Gazete'de duyurulan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile 2011 yılında ilk imzacısı olarak dahil olduğu İstanbul Sözleşmesi'nden çekildiğini açıklamıştı. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi, toplumsal ve sosyal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve aile içi şiddet ile mücadele etme noktasında devlet kurumlarının ve görevlilerinin sorumluluklarına odaklanan sözleşme, özellikle son aylarda yaratılan ve esasen gerçeği çarpıtan bazı ifadelerle kimi kesimlerin hedefi haline getirilmişti.

Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesi sonrası hem ülkemizde hem de sözleşmenin katılımcısı olan diğer ülkelerde alınan karara yönelik tepkiler oluşmaya başladı. Birleşmiş Milletler Türkiye ekibi de yaşanan gelişmeye yönelik bir açıklama yayınladı ve Türkiye'nin bu kararından endişe duyduklarını dile getirdi. 

Kadınlara ve kız çocuklarına şiddet, dünyadaki en yaygın insan hakkı ihlallerinden biri:

İstanbul sözleşmesi

Birleşmiş Milletler Türkiye ekibi yayınladıkları açıklamada anlaşmanın insan hakları ihlalinin önlenmesi noktasında kadınları ve kız çocuklarını korumak için önemine vurgu yaptı.

Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin tüm dünyadaki en yaygın insan hakkı ihlallerinden biri olduğunu belirten BM Türkiye ekibi, ''Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının, kadına yönelik şiddeti önlemek ve bununla mücadele etmek için şimdiye kadar sarf edilen önemli çabalara zarar vermesinden ve ulusal yasal, politik ve kurumsal çerçevenin daha da güçlendirilmesine yönelik ilerlemeyi engelleyebileceğinden endişe etmekteyiz'' ifadelerini kullandı.

Türkiye, sözleşmenin hazırlanmasında katkı sağlayan ülkelerin başında geliyordu:

istanbul sözleşmesi

İstanbul Sözleşmesi'ne yönelik gelen eleştiriler arasında en çok konuşulan 'Sözleşmenin Avrupa'ya uygun olarak Avrupa tarafından hazırlanmış olması ve Türk aile yapısına uygun olmaması' iddiası, aslında gerçeği yansıtmıyor.

Sözleşmenin onaylanmasının uygun bulunduğuna yönelik kanun tasarısının Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanarak TBMM'ye sunulan metninde de yer aldığı üzere, ''Söz konusu sözleşmenin, Avrupa Konseyi Kadına Karşı Şiddet ve Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Önleme Geçici Komitesi bünyesinde hazırlanması ve sonuçlandırılmasında ülkemiz öncü bir rol oynamıştır. Sözleşmenin, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Dönem Başkanlığımız sırasında imzaya açılması ve ülkemiz tarafından imzalanmış olması da ayrıca sembolik bir önem taşımaktadır.''

'Sözleşmede her durumda kadının beyanının esas alınmasının erkekleri mağdur ettiği' iddiası:

istanbul sözleşmesi

İstanbul Sözleşmesi'ne yönelik en büyük yanıltıcı iddialardan biri de, kadınların beyanının esas alınarak erkeklerin suçsuzken suçlu duruma düştüğüne yönelik iddiadır. Sözleşme gereği yürürlüğe giren 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'da yer alan bu ifade, iddia edildiği gibi erkeği kadının beyanı sonrası suçlu kabul etmiyor.

“Kadının beyanı esastır” ifadesi, şiddet tehdidi altında olduğunu beyan eden kadının, ilave delil aramaksızın koruma mekanizmalarına dahil edilmesi anlamına geliyor. Yani kadının beyanı karşıdaki kişinin suçluluğuna yönelik bir hükme değil, korunma tedbiri alınmasına ve soruşturmanın başlatılmasına esas olarak kabul ediliyor. Bu süreçler yürütülürken 'suçsuzluk ilkesi' olarak kabul edilen ve kişinin suçlu olduğu kanıtlanmadığı sürece hükümlü sıfatıyla değerlendirilemeyeceği ilkesi geçerliliğini koruyor.

Kaynak : https://turkey.un.org/tr/122727-turkiyenin-istanbul-sozlesmesinden-cekilmesine-iliskin-bm-ortak-aciklamasi
80
34
29
17
6
Emoji İle Tepki Ver
80
34
29
17
6