Bugün akıllı telefonların büyük bölümü birbirine benziyor. Büyük bir dokunmatik ekran, birkaç kamera ve yan tarafta fiziksel tuşlardan oluşan tasarım yıllardır sektörün temel formülü hâline gelmiş durumda. 2000'lerin Nokia dünyasında ise bir telefonun neye benzeyeceğini tahmin etmek bu kadar kolay değildi.
Şirket kimi zaman oyun konsoluyla telefonu birleştirdi, kimi zaman klavyeyi alışılmadık mekanizmaların arkasına sakladı. Bazı deneyler kısa sürede unutulurken bazıları teknoloji tarihinin en tanınan tasarımlarına dönüştü. Nokia'nın o yıllarda ne kadar farklı fikirler denediğini görmek için yalnızca aşağıdaki telefonlara bakmak bile yeterli.
İçerikten Görseller
+6
1. Nokia 7600

2003 yılında çıkan Nokia 7600'a ilk kez bakan birinin bunun telefon olduğunu hemen anlamaması gayet normaldi. Cihaz klasik dikdörtgen telefon tasarımını bırakıp damla veya yaprak biçimini andıran geniş bir gövde kullanıyordu.
Ekran ortada, sayı tuşları ise ekranın iki yanına dağıtılmıştı. Bu yerleşim nedeniyle alışılmış biçimde mesaj yazmak oldukça farklı bir deneyime dönüşüyordu. Nokia'nın cihazı bu şekilde tasarlamasının arkasında yalnızca dikkat çekme isteği yoktu. 7600, şirketin erken dönem 3G telefonlarından biriydi ve genç kullanıcıları hedefleyen moda odaklı bir ürün olarak konumlandırılmıştı.
Değiştirilebilir kapakları da telefonun görünümünü kişiselleştirmeye imkân veriyordu. Buna rağmen sıra dışı gövdesi herkes için rahat değildi.
Bugün Nokia 7600'ı ilginç yapan şey teknik özelliklerinden çok tasarımı. Telefonların fiziksel biçimi konusunda henüz ortak bir standardın oluşmadığı yıllarda Nokia'nın ne kadar özgür hareket edebildiğinin en belirgin örneklerinden biri olarak kaldı.
2. Nokia 7280

Bir telefon düşünün ancak üzerinde geleneksel sayı tuşları bulunmasın. Nokia 7280 tam olarak böyle bir cihazdı. 2004'te tanıtılan model ince ve uzun gövdesi nedeniyle kısa sürede “ruj telefon” olarak anılmaya başladı.
Telefonun ön bölümünde klasik klavye yerine döner bir kontrol mekanizması vardı. Menüler arasında bu bölümle geziliyor, yazı yazmak gerektiğinde harfler ekrandan tek tek seçiliyordu. Kısa bir mesaj göndermek bile standart Nokia telefonlarına göre daha sıra dışı bir süreçti.
7280'in amacı zaten mümkün olan en pratik telefon olmak değildi. Nokia'nın moda odaklı Fashion Collection ailesinin parçasıydı ve tasarımı teknik özelliklerinden daha fazla dikkat çekiyordu.
Cihazın ekranı kullanılmadığı zamanlarda ayna benzeri bir görünüm kazanabiliyordu. Kumaş etiket gibi küçük tasarım ayrıntıları da sıradan elektronik cihaz hissinden uzaklaşmasını sağlıyordu.
Bugünkü tamamen dokunmatik telefonların fiziksel sayı tuşlarını ortadan kaldırdığını düşününce 7280'in fikri o kadar yabancı gelmeyebilir. Yine de 2004'te tuşsuz bir Nokia kullanmak oldukça cesur bir tercihti.
3. Nokia 3650

Nokia 3650'nin gövdesi ilk bakışta dönemin diğer telefonlarından çok farklı görünmeyebilir. Gözünüz telefonun alt bölümündeki sayı tuşlarına geldiğinde ise işler değişiyor.
Nokia geleneksel 3 x 4 tuş dizilimini kullanmak yerine rakamları dairesel biçimde yerleştirmişti. Eski çevirmeli telefonları hatırlatan bu düzen görsel olarak farklıydı fakat hızlı mesaj yazmaya alışmış kullanıcıların kas hafızasını tamamen bozuyordu.
3650 yalnızca ilginç klavyesinden ibaret değildi. Symbian işletim sistemi, renkli ekran, kamera ve MMC hafıza kartı desteğiyle döneminin gelişmiş telefonlarından biriydi. Kullanıcılar uygulama yükleyebiliyor ve telefonun yeteneklerini genişletebiliyordu.
Yani sıra dışı tasarımın altında ciddi bir akıllı telefon bulunuyordu.
Nokia daha sonra benzer özelliklere sahip 3660 modelinde geleneksel tuş düzenine geri döndü. Bu değişiklik bile dairesel klavyenin herkes tarafından benimsenmediğini anlatmaya yetiyor. Yine de 3650, yalnızca tuşların yerini değiştirerek bile bir telefonun ne kadar farklı görünebileceğini kanıtladı.
4. Nokia N-Gage

N-Gage, Nokia'nın en cesur deneylerinden biriydi. Şirket 2003 yılında cep telefonu ile taşınabilir oyun konsolunu aynı cihazda birleştirerek Nintendo Game Boy Advance'e rakip olmaya çalıştı.
Cihaz yatay tutulduğunda küçük bir oyun konsoluna benziyordu. Ekranın iki yanında fiziksel kontroller vardı ve özel N-Gage oyun kartlarıyla Tomb Raider, SonicN ve Tony Hawk's Pro Skater gibi oyunlar oynanabiliyordu.
Tuhaflık telefon olarak kullanıldığında daha belirgin hâle geliyordu. İlk N-Gage'de görüşme yaparken cihazın ince kenarını kulağa dayamak gerekiyordu. Bu kullanım şekli internette “sidetalking” adıyla alay konusu oldu.
Oyun değiştirmek de kolay değildi. İlk modelde kart yuvasına ulaşmak için arka kapağı ve bataryayı çıkarmak gerekiyordu. Nokia daha sonra N-Gage QD ile bu sorunların bir bölümünü düzeltti.
N-Gage ticari açıdan beklenen noktaya ulaşamadı ancak temel fikri yıllar sonra gerçeğe dönüştü. Bugün telefonların aynı zamanda güçlü oyun cihazları olması son derece normal.
5. Nokia 5510

Nokia 5510'u bugünün gözleriyle değerlendirdiğinizde küçük bir taşınabilir oyun cihazına benzediğini düşünebilirsiniz. 2001 yılında çıkan telefonun ortasında ekran, iki yanında ise geniş bir QWERTY klavye bulunuyordu.
Bu düzen özellikle mesaj yazmayı seven kullanıcıları hedefliyordu. Telefonu iki elle tutarak yazmak, klasik sayısal tuşlarla T9 kullanmaktan tamamen farklı bir deneyimdi.
5510'un ilginç özelliklerinden biri müzik tarafındaydı. MP3 ve AAC dosyalarını oynatabiliyor, dahili belleğinde müzik saklayabiliyordu. FM radyo da cihazın özellikleri arasındaydı. Akıllı telefonların henüz yaygın olmadığı bir dönemde Nokia, telefon ile taşınabilir müzik çaları birleştirmeye çalışıyordu.
Geniş gövde doğal olarak cepte taşımayı zorlaştırıyordu. Buna rağmen 5510'un yaklaşımı daha sonra yaygınlaşacak fiziksel QWERTY klavyeli telefonların habercilerinden biri gibiydi.
Bugün bakıldığında tasarım biraz garip görünüyor ancak o yıllarda üreticiler mesajlaşmanın geleceğini çözmeye çalışıyordu. Nokia'nın cevabı ise klavyeyi telefonun neredeyse tamamına yaymak olmuştu.
6. Nokia 7700

Nokia 7700 hiçbir zaman normal biçimde satışa çıkmadı ancak şirketin en ilginç telefon projeleri arasında yer almayı hak ediyor. 2003 yılında tanıtılan cihaz, Nokia'nın dokunmatik ekran konusundaki erken denemelerinden biriydi.
Gövde alışılmış telefonlardan çok küçük bir el bilgisayarını andırıyordu. Geniş ekran merkezde yer alırken fiziksel kontroller yan bölümlere dağıtılmıştı. Ekranın stylus kalemle kullanılması planlanmıştı.
7700, Series 90 arayüzünü çalıştırıyordu ve internet, multimedya, mesajlaşma gibi işlevleri geniş ekran üzerinden sunmayı hedefliyordu. Nokia daha sonra projeyi ticari olarak piyasaya sürmeden iptal etti. Bu tasarımın devamındaki fikirler Nokia 7710'da tüketiciyle buluştu.
Cihazın ilginç tarafı, iPhone'un tanıtılmasından yıllar önce Nokia'nın büyük dokunmatik ekranlı telefonlarla deneyler yapıyor olması. Elbette kullanım biçimi ve yazılım yaklaşımı bugünkü dokunmatik telefonlardan oldukça farklıydı.
7700 seri üretimde yaygınlaşmadığı için birçok kullanıcının hiç karşılaşmadığı bir Nokia olarak kaldı. Tasarımı ise şirketin deneysel dönemini fazlasıyla iyi temsil ediyor.
7. Nokia 7710

7700'ın ardından gelen Nokia 7710, şirketin dokunmatik ekran fikrini gerçekten satışa çıkardığı modellerden biri oldu. 2004'te tanıtılan telefon geniş ve yatay gövdesiyle piyasadaki neredeyse hiçbir Nokia'ya benzemiyordu.
7710'da 640 x 320 piksel çözünürlüğe sahip geniş dokunmatik ekran bulunuyordu. Kullanımda stylus kalem önemli rol oynuyordu ve Series 90 arayüzü geniş ekran için hazırlanmıştı.
Telefon internet tarayıcısı, e-posta, multimedya özellikleri ve çeşitli uygulamalar sunuyordu. Geleneksel sayı klavyesinin bulunmaması da cihazı Nokia'nın klasik modellerinden ayırıyordu.
Bugünkü akıllı telefonlarla arasında büyük farklar olsa da 7710'un temel yaklaşımı ilginçti. Nokia fiziksel tuşlardan vazgeçip ekranı cihazın merkezine koymayı iPhone'dan birkaç yıl önce denemişti.
Ancak teknoloji dünyasında bir fikri erken denemek her zaman o fikrin geleceğini belirlemek anlamına gelmiyor. Kapasitif çoklu dokunmatik ekranlar ve parmak kullanımına göre tasarlanmış arayüzler daha sonra sektör standardına dönüşecekti. 7710 ise stylus döneminin ilginç bir ara adımı olarak kaldı.
8. Nokia 6800

Nokia 6800 ilk bakışta sıradan bir tuşlu telefon gibi görünüyordu. Asıl sürpriz, ön taraftaki sayı klavyesini yana doğru açtığınızda ortaya çıkıyordu.
Telefonun klavye bölümü katlanarak açılıyor ve cihaz küçük bir QWERTY klavyeye dönüşüyordu. Ekran ortada kalırken tuşlar iki yana dağılıyor, kullanıcı telefonu iki eliyle tutarak mesaj yazabiliyordu.
Bu mekanizma Nokia'nın mesajlaşma odaklı kullanıcılar için geliştirdiği en ilginç çözümlerden biriydi. Telefon kapalıyken normal bir cihaz gibi kullanılabiliyor, uzun metin yazılacağı zaman fiziksel dönüşüm geçiriyordu.
6800 ailesinin sonraki modellerinde Nokia bu fikri geliştirmeye devam etti. Dönemin SMS, e-posta ve mobil mesajlaşma alışkanlıkları düşünüldüğünde tam klavyenin belirli kullanıcılar için ciddi avantajı vardı.
Dokunmatik ekran klavyelerinin henüz hayatımıza girmediği yıllarda üreticiler metin girişini hızlandırmak için birbirinden farklı mekanizmalar deniyordu. Nokia 6800 da bunun en mekanik ve akılda kalıcı örneklerinden biri oldu. Telefonu açıp klavyeye dönüştürmek bugün hâlâ fazlasıyla sıra dışı görünüyor.
9. Nokia 3250

Nokia 3250'nin alt kısmını gördüğünüzde ilk başta sıradan bir sayı klavyesi olduğunu düşünebilirdiniz. Fakat telefonun alt bölümü dönebiliyordu ve cihazın kullanım biçimi bu hareketle tamamen değişiyordu.
Alt parçayı çevirdiğinizde müzik kontrol tuşları ortaya çıkıyor, başka bir konuma getirdiğinizde kamera kullanılabiliyordu. Nokia böylece tek bir fiziksel parçaya farklı görevler vermişti.
2005 yılında tanıtılan 3250, müzik odaklı akıllı telefonlardan biriydi. Symbian işletim sistemi kullanıyor, microSD kart desteğiyle müzik arşivini genişletmeye izin veriyordu. 2 MP kamera da cihazın döner tasarımından yararlanıyordu.
Hareketli parçalar o yıllarda telefon tasarımının sık kullanılan araçlarından biriydi. Kızaklı ve kapaklı modeller zaten yaygındı ancak Nokia 3250 gövdenin alt bölümünü kendi ekseni etrafında döndürerek farklı bir yol seçmişti.
Bu tasarım daha sonra Nokia 5700 XpressMusic gibi modellerde de devam etti. Günümüzde hareketli parçası olmayan telefonlara alıştığımız için 3250'yi çevirdikçe işlev değiştiren gövde hâlâ Nokia'nın en yaratıcı fikirlerinden biri gibi görünüyor.
10. Nokia N93

Nokia N93 kapalı hâlde bile oldukça iri bir kapaklı telefondu. Açıldığında ise iş daha ilginç hâle geliyordu çünkü ekran farklı yönlere döndürülebiliyor ve cihaz küçük bir video kameraya dönüştürülebiliyordu.
2006 yılında çıkan N93'ün en büyük iddialarından biri kamera özellikleriydi. 3,2 MP Carl Zeiss optikli kameraya sahip cihazda 3x optik yakınlaştırma bulunuyordu. Video kaydı da Nokia'nın telefonu pazarlarken öne çıkardığı alanlardan biriydi.
Ekranın döndürülebilmesi sayesinde N93 klasik telefon, video izleme cihazı ve kamera benzeri farklı kullanım biçimlerine geçebiliyordu. Bu esneklik beraberinde oldukça kalın ve ağır bir gövde getiriyordu.
N93 bugün garip görünse de Nokia'nın o dönemki yaklaşımını çok iyi özetliyor. Şirket telefonların başka cihazların görevlerini üstlenebileceğini görmüş, bunu gerçekleştirmek için fiziksel tasarımı sürekli değiştirmişti.
Sonunda sektör hareketli parçalar yerine büyük dokunmatik ekranlarda birleşti. Fakat 7600'ın damla biçiminden 7280'in tuşsuz gövdesine, N-Gage'in konsol düzeninden N93'ün döner ekranına kadar Nokia'nın deneyleri telefon tarihinin en renkli dönemlerinden birini yarattı. Bu modellerin bir kısmı başarılı olmadı ama bugün neredeyse birbirinin aynısı görünen telefonların arasında geriye dönüp bakıldığında, Nokia'nın “telefon nasıl görünmeli?” sorusuna tek bir cevap vermek istemediği çok açık.