Günümüz otomobilleri için bile yeterince dikkat çekici olan bu sayılar, 1963 yılında yollara çıkan Mercedes-Benz 600 için oldukça gerçekti.
Peki tonlarca ağırlığa sahip bu otomobil, döneminin çok ötesinde görünen bu performansı nasıl elde ediyordu?
İçerikten Görseller
Asıl güç kaynağı 6,3 litrelik V8 motordu.

Mercedes-Benz 600'ün performansındaki en önemli unsur tabii ki motoruydu. Araçta 6.332 cc hacme sahip M100 kodlu V8 motor bulunuyordu. Bu motor 250 PS güç ve yaklaşık 500 Nm tork üretiyordu. Bugün 250 beygir gücü çok sıra dışı görünmese de 1960'ların başında böylesine büyük bir otomobilin bu gücü aktarması oldukça etkileyiciydi.
Üstelik Mercedes, motorun yakıt beslemesinde Bosch mekanik yakıt enjeksiyonu kullanıyordu. Bu sistem, dönemin sıradan karbüratörlü motorlarına kıyasla yakıtın daha hassas biçimde kontrol edilmesini sağlıyor ve V8'in ürettiği gücün daha verimli kullanılmasına yardımcı oluyordu.
Asıl mesele sadece beygir gücü değildi.

Yaklaşık 2,5 ton ağırlığındaki bir otomobili hareket ettirmek için güçlü bir motordan daha fazlası gerekiyordu. Mercedes de bunun için 600'de motorun ürettiği gücü verimli biçimde aktarmak için 4 ileri otomatik şanzıman kullandı. Yüksek tork üreten V8 motor ile otomatik şanzımanın birlikte çalışması, 600'ün ağırlığını hissettirmeden hızlanabilmesinin önemli sebeplerinden biriydi.
Standart dingil mesafeli Mercedes 600'ün boş ağırlığı yaklaşık 2.475 kilogramdı. Buna rağmen otomobilin 0'dan 100 km/s hıza yaklaşık 9,7 saniyede ulaşabildiği biliniyor.
Köşeli görüntüsüne rağmen aerodinamiği oldukça iyiydi.

Uzun kaputu, geniş gövdesi ve dik hatlarıyla aslında oldukça köşeli görünen Mercedes 600'e dışarıdan bakıldığında aerodinamik bir otomobil izlenimi vermiyor. Fakat mühendisler, sanılanın aksine gövdeyi tamamen aerodinamikten vazgeçerek tasarlamadı.
Otomobilin hava sürtünme katsayısı Cd 0,458 seviyesindeydi. Bu değer, günümüz otomobilleriyle kıyaslandığında pek düşük sayılmaz. Fakat burada önemli olan, 600'ün 1960'ların başında tasarlanmış son derece büyük bir lüks otomobil olmasıydı.
Mercedes 600'ü daha ilginç kılan, kullanılan teknolojilerin doğrudan performans için geliştirilmemiş olmasıydı.

Konfor için kullanılan teknolojiler, aracın performansına da katkı sağladı diyebiliriz. Mesela araçta hava süspansiyonu bulunuyordu. Bu sistem, 600'ün ağırlığına rağmen yol tutuşunun ve sürüş konforunun kontrol altında tutulmasına yardımcı oluyordu. Ayarlanabilir amortisörler ve güçlü disk frenler de otomobilin yüksek hızlara çıktıktan sonra güvenli şekilde yavaşlayabilmesi için önemliydi.
Yani Mercedes, yalnızca otomobili hızlandırmaya odaklanmamış; 2,5 tonluk bir otomobilin yüksek hızlarda kontrol edilebilir kalmasına da ciddi şekilde yatırım yapmıştı.
Mercedes-Benz 600, bir spor otomobil olarak değil, döneminin en üst düzey lüks modellerinden biri olarak tasarlanmıştı. Üstelik uzun dingil mesafeli Pullman versiyonları standart modelden de ağırdı. Buna rağmen Mercedes, 6,3 litrelik V8 motor ve gelişmiş mekanik sistemlerle otomobile yüksek hız kapasitesi kazandırmıştı.